Çarşamba, Ocak 31, 2007

Organik Bağ


Seyircisiz oynamak hiçbir ev sahibi takım için kolay değildir. Ne var ki Fenerbahçe seyircisiz oynamaktan en çok etkilenen kulüplerin başında geliyor. Son yıllarda Şükrü Saraçoğlu’ndaki taraftar ile kurulan organik bağ o kadar gelişti ki motivasyonsuz çıkılan her maç futbolcular için oynanması ve kazanılması çok güç bir hal alıyor. Bugünkü Gençlerbirliği maçına da bu duygularla çıkan on sekiz kişi ve teknik heyet, berabere bittiği takdirde turun çok zora gireceği maçı son dakikalarda gelen golle kurtardı ve Erciyes üzüntüsünden sonra az da olsa teselli buldu.
Artur Ziko’nun oturtmak istediği sisteme göre her futbolcu her an hazır olmalı ve kendisine verilen görevi diğer arkadaşı kadar iyi yapmalı. Özellikle Fortis Türkiye Kupası maçları bu sistemin denenmesi için biçilmiş kaftan oldu ve her maçına yedek ağırlıklı bir kadro süren Ziko oyuncularına düşüncelerini çok daha rahat iletebildi. Bu maçlarda beklenenden daha iyi performans gösteren yedek futbolcular maçları farklı skorlarla kazanırken, her an için formaya hazır olduklarının sinyallerini verdiler. Ancak K.Erciyesspor karşısındaki kötü futbol, eksik Fenerbahçe’nin dişli ekipler karşısında zorlanacağı düşüncesini akıllara getirdi. Tüm bunlara karşın Ziko bugün yine kuralı bozmayarak Gençlerbirliği karşısına Appiah, Alex, Tuncay, Kezman, Volkan, Deniz ve Deivid’siz bir on birle çıktı ve çok zorlu olsa da maçı kazanıp ikinci maç için avantaj yakalamış oldu.
Fenerbahçe’nin rakiplerine nazaran hem teknik açıdan iyi hem de kondisyonlu olması çok önemli bir artı ancak Fenerbahçe’nin en büyük zaafı yıllardır oynadığı sistemin artık tüm takımlar tarafından analiz edilip buna karşı önlemler alınması. Dikkat edilirse orta alanı kalabalık tutup özellikle Alex ve oynarsa Tümer’e kolay pas yaptırmayan ekipler karşısında Fenerbahçe çok zorlanıyor. Savunmanında en büyük zaafı olan yan toplarda da etkili bir iki pozisyon yakalandığı zaman takımın tüm dengesi bozuluyor. Bu nedenle özellikle deplasmandaki maçlar zorlu geçiyor. Bu sıkıntıyı Ziko’nun bir an önce aşması gerekir. Bunun içinde gerekli olan Mehmet ve Uğur ile kanatları daha fazla kullanmak ve Kezman’dan ziyade kafa hakimiyeti daha iyi olan Semih ve Deivid’i topla buluşturmak gerekir.
Fenerbahçe için şubat ayının özellikle ilk üç haftası çok önemli gerek ligde gerek kupada gerekse Uefa’da oynanacak maçlar takımın uzun vadede kaderini çok yakından etkileyecektir. Lige verilen aradan sonra ilk yarıdaki temposunu kaybetmiş görünen sarı lacivertliler hafta sonu yine Gençlerbirliği önüne ama bu sefer İzmir’de çıkacak daha sonra da Rize, Sakarya ve Az Aalkmar maçlarında boy gösterecekler. Özellikle Hollanda ekibi karşısında verilecek mücadele ve alınacak galibiyet, yeni oluşmuş takımın yere daha sağlam basabilmesi için çok önemli. Zira bu maçlardaki başarılı performans lige de aynen yansıyacaktır.

Pazar, Ocak 28, 2007

İdeal Futbol (Bjk-V.Man)


Beşiktaş bu sezon bundan önce de çok maçta üç puan almıştı ama hiç bir maçta bu kadar organize ve becerikli görünmemişti. Bugün ilk yarıda sadece bir gol atabilen Nobre'nin tam anlamıyla patlamasının yanında ona gol pozisyonu hazırlayan ortasahanın ve çok az hata yapan savunmanın da ideal oyununun ne olduğunu hepimiz görmüş olduk. Böylece siyah beyazlılar rakibinden ilk yarının rövanşını da almış oldu.

Maçın başından itibaren istekli ve mücadeleci görünen Beşiktaş, maçı orta alanındaki yüksek pas yüzdesi ve son vuruşlardaki başarısı sonucu kazandı. Sezonun ilk yarısında çok pas hatası yapan ve Nobre ile Bobo'yu bir türlü gol pozisyonuna sokamayan Beşiktaş'ın mutfağı bu maçta saat gibi çalışınca net pozisyonlarla birlikte bol gol geldi. Özellikle Delgado ve Richardinho'nun başarılı paslarıyla yönlendirdiği ataklar Nobre ve onun gölgesinde kalmasına karşın en az onun kadar faydalı oynayan Bobo ile buluşunca Beşiktaş sıralama olarak hemen altında bulunan rakibi karşısında sonuca çok kolay gitti.

Beşiktaş'ın bu denli rahat kazanmasında hiç şüphesiz takımını içeride dışarıda açık oynatan Ersun Yanal'ın da büyük payı var. Zira orta alanda rakibine çok geniş alan bırakan ve bu doğrultuda savunmada çoğalamayan Manisaspor her maçta olduğu gibi İnönü'de de risk aldı ve Beşiktaş'ın çok iyi gününde olması nedeniyle farktan kurtulamadı. Bu nedenle Beşiktaş, Runje'den Nobre'ye kadar her mevkide başarılı bir oyun sergileyip ikinci yarıya moralli başlamayı başarsa da asıl gücünü önümüzdeki maçlarda daha savumaya dönük takımlar karşısında test edecektir.

Son olarak Nobre'den bahsetmek gerekir. Her ne kadar komple bir forvet olarak eksikleri olsa da son vuruşlardaki başarısı ve çapraz koşularla rakip savunmayı çok yıpratması sayesinde etkili olan Brezilyalı oyuncunun Fenerbahçe'deki başrısını Beşiktaş'a taşıyamamsının nedeni bu özelliklerini ortaya çıkaracak pozisyonda oynamaması ve istediği topları alamasıydı. Bazı maçlarda neredeyse savunmaya kadar top almak için gelen Nobre, bugün doğru mevki de oynayıp Richardinho ve Bobo'dan da güzel paslar alınca ne kadar etkili olabileceğini herkese göstermiş oldu. Bu görüntüden en çok fikir çıkarması gereken kişi Tigana olup Nobre'ye her zaman bu mevki de ve anlayışta görev vermelidir. Bugün Fenerbahçe'de tek forvetli anlayışta hala yeri dolduralamayan Nobre'nin Beşiktaş'ta da aynı şekilde üstüne oynanan bir futbolcu olamsı gerekir.

Görüntü Var Ses Yok




Dün gece Galatasaray, seyircisiz oynanan maçta Ankaraspor’u yenerek liderle arasındaki puan farkını beşe indirmiş oldu. Her ne kadar skor net olsa da öncelikle bir puanı düşünen rakibi karşısında Galatasaray’ın ortaya koyduğu futbol kimseyi tatmin etmedi.
Fenerbahçe’nin puan kaybından sonra Ankaraspor maçına daha moralli başlayan Galatasaray geçen sezonki kurgusuna daha yakın bir şekilde Ümit, Hakan ve İliç ile ileride çok adamla sahaya çıktı. Bu tercih doğruydu zira Ankaraspor, ligin en çok berabere kalan ekibi olarak Ali Sami Yen’den de öncelikle bir puan almaya gelmişti. Bu doğrultuda orta saha mücadelesi gibi devam eden karşılaşma da önce Hakan sonra da kalecinin büyük hatasından faydalanan Sabri’nin golleri Galatasaray’a çok değerli puanları getirdi.
Galatasaraylı futbolcuların çok enteresan bir özelliği var, sahada ne Fenerbahçe ne de Beşiktaşlı meslektaşları kadar mücadele ediyor görünüyorlar ancak bir şekilde sonuca gidip maçı kazanmayı başarıyorlar. Geçen sezonun ikinci yarısından itibaren süregelen bu özellik neticesinde sarı kırmızılıların herhangi bir maçta puan kaybedebilir ancak uzun süredir devam eden galibiyet serisi bu tezin gücünü azaltıyor.
Aykut Kocaman’ın Galatasaray’ın orta sahasını kilitleyerek fazla pas yapmasını önleme düşüncesi, takımını orta alanda çok adamlı ancak golü fazla düşünmeyen bir yapıda sahaya sürmesine neden oldu. Bu nedenle gerek Galatasaray gerekse Ankaraspor pozisyon bulmakta zorlandı. Zaten Ankaraspor gol yemediği takdirde pozisyon bulmasa da olurdu ancak ilk yarının son anlarına doğru kalesinde gördüğü bir Hakan Şükür klasiği gol ikinci yarıda mavi beyazlıların işini çok daha zorlaştırdı.
Galatasaray’ın şampiyonluk yolunda, puan farkı kaç olursa olsun, Fenerbahçe ile aynı oranda şansı olduğunu her zaman söylüyorum. Bu yorum Galatasaray’ın maçlarını kazanmasının yanında Fenerbahçe’nin de inişli çıkışlı grafiğinden kaynaklanıyor. Ancak Fenerbahçe’nin beş puanlık bir puan avantajı var ki bu durum Galatasaray’ın önümüzdeki maçlarda dün gece olduğundan çok daha istekli ve mücadeleci olmasını gerektiriyor. Aksi takdirde tatsız futbol hiç beklenmeyen bir maçta can yakabilir.

Şaşkının Aklı




Bir söz vardır; şaşkının aklı sonradan başına gelirmiş diye. Bugün Fenerbahçe’ye olan da bundan başkası değildi. Tam anlamıyla kâbus gibi geçen bir ilk yarıdan sonra futbol oynamak akıllarına gelen Fenerbahçeli futbolcuların çabaları onlara sadece bir puan kazandırdı. Bu puan kaybı devre arasında Fenerbahçe’nin ne şekilde çalıştığı sorusunu akıllara getirirken K.Erciyesspor’un da yeni hocasıyla ikinci yarıda ilk yarıya oranla çık daha başarılı olacağını gösterdi.
Maça beklendiği gibi hızlı başlayan K.Erciyesspor, savunmadaki önemli eksiklerinin yanı sıra devre arasında adeta futbolu unutan rakibi karşısında ilk yarıyı önde kapatırken maçı koparabilecek pozisyonları da cömertçe harcadı. Beklenmedik olan devre sonunda iyi bir hava yakalayan sarı lacivertlilerin ikinci yarının ilk maçında bu kadar konsantreden uzak ve formsuz oynamalarıydı. Savunma kurgusu, Lugano ve Önder’in takım için ne kadar önemli olduklarını göstermesinin yanında Deniz ve Edu’nun yaptıkları hatalarla Fenerbahçe taraftarlarından büyük tepki almasına neden oldu. Özellikle Deniz savunmanın önünde oynarken adeta yeniden futbola dönmüştü ancak bu maçta kendisine libero görevini veren Ziko yine bu futbolcuyla taraftarın arasını açmak ister gibiydi. Zaten Fenerbahçe’nin iyi oynadığı dönemlerde en büyük gücü orta sahası ile birlikte Appiah ve Aurello’nun (Deniz) beraber oynadığı ön libero mevkisiydi. İleride de Kezman’ın arkasında pozisyon arayan Alex ve Tuncay rakibi her türlü hataya zorlayıp pozisyon arıyorlardı. Ancak bugün özellikle ilk yarıda bu özeliklerden eser yoktu Fenerbahçe adına. İlk şutunu 38. dakikada rakip kaleye gönderen sarı lacivertlilerin bir hazırlık maçında bile olmaması gereken dağınıklık ve isteksizlikleri rakibin mücadelesi ile birleşince ortaya öyle bir tablo çıktı ki bilmeyen birini getirip devre arasında sorsanız bu takımlardan hangisi lider hangisi sonuncu diye vereceği yanıt kesinlikle beyazlar lider sarılar sonuncu olacaktı.
Tüm bu olumsuzluklara karşın ikinci yarıda Tümer ve Semih’in oyuna girmesi ile oluşan kıpırdanma ve rakibin skoru korumaya yönelik kapanışı Fenerbahçe’ye bu her açıdan zorlu deplasmanda çok değerli bir puan kazandırdı. Zira lacivert siyahlılar ilk yarıdaki oyununu ikinci yarıda da sürdürse kuvvetle muhtemel sahadan üç puanla ayrılan taraf olacaktı. Her ne kadar Deivid ile maçı kazanacak golü bulmaya çok yaklaşsa da Fenerbahçe böylesine kopuk oynadığı bir maçı kaybetmediği için sevinmelidir. Deivid demişken, gerçekten çok arzulu ve tam bir profesyonel olan Brezilyalı’nın tek forvet mevkisinde başarısız olduğu artık gün gibi ortada. Bu durumda Kezman’ın yerine ya sadece Semih’in ya da Semih ile Daivid’in beraber oynamaları gerektiğini söylemek için dahi olmaya gerek yok. Dikkat edilirse Deivid’in bulduğu net pozisyonlar Semih’in oyuna girmesinden sonra oldu.
Bu maçtan çıkarılması gereken, Fenerbahçe’nin geçen onlarca haftaya karşın hala takım düzenini oturtamadığı ve devre arası kampını çok verimli geçirmediğidir. Önümüzdeki Gençlerbirliği ve Az Aalkmar için mutlaka çok daha iyi bir konsantrasyon ve mücadelenin yanında takımın alışık olduğu sisteme geri dönülüp taşlarla fazla oynanmaması gerektiğidir. Aksi takdirde işler yolunda giderken bir anda şemsiye terse dönüp geçen senenin tedirginliği ile birleşirse 100. yıl fiyasko olur.