Pazar, Ocak 28, 2007

Şaşkının Aklı




Bir söz vardır; şaşkının aklı sonradan başına gelirmiş diye. Bugün Fenerbahçe’ye olan da bundan başkası değildi. Tam anlamıyla kâbus gibi geçen bir ilk yarıdan sonra futbol oynamak akıllarına gelen Fenerbahçeli futbolcuların çabaları onlara sadece bir puan kazandırdı. Bu puan kaybı devre arasında Fenerbahçe’nin ne şekilde çalıştığı sorusunu akıllara getirirken K.Erciyesspor’un da yeni hocasıyla ikinci yarıda ilk yarıya oranla çık daha başarılı olacağını gösterdi.
Maça beklendiği gibi hızlı başlayan K.Erciyesspor, savunmadaki önemli eksiklerinin yanı sıra devre arasında adeta futbolu unutan rakibi karşısında ilk yarıyı önde kapatırken maçı koparabilecek pozisyonları da cömertçe harcadı. Beklenmedik olan devre sonunda iyi bir hava yakalayan sarı lacivertlilerin ikinci yarının ilk maçında bu kadar konsantreden uzak ve formsuz oynamalarıydı. Savunma kurgusu, Lugano ve Önder’in takım için ne kadar önemli olduklarını göstermesinin yanında Deniz ve Edu’nun yaptıkları hatalarla Fenerbahçe taraftarlarından büyük tepki almasına neden oldu. Özellikle Deniz savunmanın önünde oynarken adeta yeniden futbola dönmüştü ancak bu maçta kendisine libero görevini veren Ziko yine bu futbolcuyla taraftarın arasını açmak ister gibiydi. Zaten Fenerbahçe’nin iyi oynadığı dönemlerde en büyük gücü orta sahası ile birlikte Appiah ve Aurello’nun (Deniz) beraber oynadığı ön libero mevkisiydi. İleride de Kezman’ın arkasında pozisyon arayan Alex ve Tuncay rakibi her türlü hataya zorlayıp pozisyon arıyorlardı. Ancak bugün özellikle ilk yarıda bu özeliklerden eser yoktu Fenerbahçe adına. İlk şutunu 38. dakikada rakip kaleye gönderen sarı lacivertlilerin bir hazırlık maçında bile olmaması gereken dağınıklık ve isteksizlikleri rakibin mücadelesi ile birleşince ortaya öyle bir tablo çıktı ki bilmeyen birini getirip devre arasında sorsanız bu takımlardan hangisi lider hangisi sonuncu diye vereceği yanıt kesinlikle beyazlar lider sarılar sonuncu olacaktı.
Tüm bu olumsuzluklara karşın ikinci yarıda Tümer ve Semih’in oyuna girmesi ile oluşan kıpırdanma ve rakibin skoru korumaya yönelik kapanışı Fenerbahçe’ye bu her açıdan zorlu deplasmanda çok değerli bir puan kazandırdı. Zira lacivert siyahlılar ilk yarıdaki oyununu ikinci yarıda da sürdürse kuvvetle muhtemel sahadan üç puanla ayrılan taraf olacaktı. Her ne kadar Deivid ile maçı kazanacak golü bulmaya çok yaklaşsa da Fenerbahçe böylesine kopuk oynadığı bir maçı kaybetmediği için sevinmelidir. Deivid demişken, gerçekten çok arzulu ve tam bir profesyonel olan Brezilyalı’nın tek forvet mevkisinde başarısız olduğu artık gün gibi ortada. Bu durumda Kezman’ın yerine ya sadece Semih’in ya da Semih ile Daivid’in beraber oynamaları gerektiğini söylemek için dahi olmaya gerek yok. Dikkat edilirse Deivid’in bulduğu net pozisyonlar Semih’in oyuna girmesinden sonra oldu.
Bu maçtan çıkarılması gereken, Fenerbahçe’nin geçen onlarca haftaya karşın hala takım düzenini oturtamadığı ve devre arası kampını çok verimli geçirmediğidir. Önümüzdeki Gençlerbirliği ve Az Aalkmar için mutlaka çok daha iyi bir konsantrasyon ve mücadelenin yanında takımın alışık olduğu sisteme geri dönülüp taşlarla fazla oynanmaması gerektiğidir. Aksi takdirde işler yolunda giderken bir anda şemsiye terse dönüp geçen senenin tedirginliği ile birleşirse 100. yıl fiyasko olur.

Hiç yorum yok: