Salı, Haziran 12, 2007

Yerli mi Yabancı mı?

Yabancı oyuncu sayısının ne olacağı yıllardır tartışılan bir konu. Kimilerine göre bu sayı sınırsız olmalıyken diğerleri yabancı oyuncu sayılarının (az ya da çok) sınırlandırılmasını savunuyor. Her iki tarafın da kendine göre “mantıklı” açıklamaları olsa da benim konuya yaklaşımım biraz daha genel geçer bir düşünceyle “sınırlandırmaların kimseye faydası olmamıştır” şeklinde.
Yabancı sayısının sınırlı kalmasını isteyenlerin en çok dayandıkları temel, liglerimizin bir ucuz ve kalitesiz oyuncuların –ki bunların genellikle Afrika’dan olacağı tahmin ediliyor- top koşturduğu bir lig haline gelmesi ve Türk futbolcularının arka planda kalmasıyla futbolumuzun hem kulüpler hem de ulusal takım olarak bulunduğu noktadan çok gerilere gitmesi. Böyle bir ortamda genç futbolcularımızın asla kendini gösteremeyeceği ve alt taraflarda kaybolup gidecekleri düşünülüyor. Ancak dünyada ve özellikle her konuda kendimize örnek aldığımız ve en ufak bir sorunda orada olup olmadığını düşündüğümüz “Avrupa”da bu tür korkuların hiçbir zaman hayata geçmediğini görmek mümkün.
Günümüzde, kendi içinde Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada sosyal ve ekonomik olarak çok hızlı bir şekilde sınırların kaldırılması ya da en azından eskisi kadar belirli olmaması söz konusu. Bu gelişmelerden, elbette, her gün en az küresel dünya kadar değişen ve gelişen “Büyük Futbol Endüstrisi” de nasibini alıyor. Bugün futbolun mali tarafını, kulüplerin transferlerini, sponsorlarını, kazançlarını ve yapılarını; kısaca nereden nereye geldiklerini incelersek bu gelişmenin ne kadar hızlı ve geniş çaplı olduğunu görebiliriz. İşte size birkaç rakam: 1990 yılında FIFA’nın Dünya Kupası yayın haklarlarından elde ettiği kazanç 8.2 milyon Avro iken bu rakam son dünya kupası organizasyonunda 1.3 milyar Avro’ya yükselmiştir, aynı şekilde son Şampiyonlar Ligi’nin pazarlama bütçesi 750 milyon Avro olmuştur. Bu durum ister istemez bizim kulüplerimize de yansımıştır. Dolayısıyla artık kulüpler sadece sahada değil, dev stadyumlarda, televizyonlarda ve hemen hemen tüm sektöre ait ürünlerle vitrinlerde de yarışır haldeler. Çünkü yarış artık sadece siz ve emsalleriniz arsında değil, bilinen tüm takımlar arasında cereyan ediyor. Hal böyle iken ve bir taraftan tüm gayretimizle gelişen dünya ve büyüyen ekonomilerden pay almaya çalışıyor ve buna yönelik değişiklikler yapıyorken diğer taraftan takımlarımızın önüne koyduğumuz kısıtlamalar, onları rakipleri karşısında dezavantajlı bir konuma sokmakla, bir bumerang misali kendimize zarar vermekten öteye gidemiyor. Bu teoriye karşı her zaman Galatasaray’ın 2000 yılındaki başarıları savunulur ve yabancı oyuncular gelse de Avrupa başarılarının kesin olmayacağı iddia edilir. Doğrudur da aslında; Galatasaray UEFA Kupası’nı ve Süper Kupa’yı alırken kadrosunda sınırlı yabancı oyuncu vardı ve diğer taraftan yabancı oyuncular hiçbir başarının garantisi değil ama ne yazık ki yüz yıllık geçmişi olan takımlarımızdan sadece biri bu başarıyı hem de bir defaya mahsus olmak üzere yakaladı ve yabancı oyuncuların serbestliği başarının garantisi olmasa da onların sınırlandırması çoğu zaman başarısızlığın nedeni olabiliyor. Bu nedenle, “bir faydası olmayacak, yabancılar gelse de başarılı olamayız” demek yerine yabancı sayısının sınırı kaldırıldıktan sonra hala devam eden başarısızlıklar için yeni tedbirler almak daha doğru olur.
Diğer taraftan yabancı oyuncu sınırlamasında en çok korkulan durum genç futbolcularımızın takımlarda şans bulamamaları ve dolayısıyla önlerinin kesileceğidir. Bu düşünceye göre hem alt hem de üst yapıyı ele geçirecek yabancılar nedeniyle gençlerimiz asla yetişme ve gelişme şansı bulamayacaklar. Ancak bu görüşü savunurken bugünkü duruma da bir bakmak lazım. Şu an ya da son yıllarda kaç genç futbolcumuz kendini kanıtladı ve bizim düşündüğümüz anlamda yıldızlaştı? İlk planda Arda, Tuncay; biraz daha düşününce Sabri, Volkan. Mutlaka başka isimler de vardır ama özetle, hepsini toplasak bir takım bile çıkmıyor. Peki, bugüne kadar yabancı serbestliği mi vardı liglerde; hayır. Demek ki yeni nesil futbolcuların çıkmama nedeni yabancılar değil. Bilakis genç yıldızların sivrildiği takımlara bakarsak buralarda dünya çapında yabancılar, lider vasıfta usta ayaklar olduğunu görüyoruz. Burada önemli bir nokta ortaya çıkıyor ki bu da Türkiye’ye getirilecek oyuncuların belirli bir seviyeye gelmiş olması. Yabancı sınırlaması kaldırılırken ilk planda bazı şartlar ortaya konabilir. Burada milli takım koşulu biraz ağır olacağından başka mecburiyetler, mesela, TFF çatısı altında oluşturulmuş bir kurulun onayının alınması gibi bir sistem getirilebilir. Ancak bu geçici uygulama sadece ilk birkaç yıl için geçerli olmalı çünkü sonrasında tıpkı piyasa gibi yerli-yabancı oyuncu dengesi de kendi koşulları içinde dengesini bulacak, kulüplerimiz daha iyisi olmadıkça dışarıdan oyuncu getirmeyeceklerdir.
Yabancı oyuncu sayısının serbest bırakılmasının bir avantajı da kulüplerimizde ve liglerimizde rekabetin artması ve bu nedenle çıtanın daha üstlere taşınarak Türk futbolcularının kendilerini kanıtlamak için daha çok çaba sarf etmeleri ve bu sayede kendilerini geliştirmeleri olacaktır. Şu an, ellerinde maddi manevi olanak varken, sırf yabancı sınırlaması nedeniyle kapasiteleri sınırlı oyunculara adeta mahkûm olan kulüplerimiz bu sıkıntıdan ancak bu sınırlamanın kalkmasıyla kurtulabilirler. Bu aşamada elbette vasat futbolcularımız kendilerine büyük kulüplerde yer bulamayabilirler ama bu onların gelişmesi ve aralarından bazılarının sivrilmesinde olumlu rol oynayacaktır.
Sonuç olarak, artık kulüpler, borsaya açılmaları, lisanslı ürün pazarlamaları, taraftarları bir nevi müşteri görmeleri, idareleri ve ekonomik yapılarıyla bir şirketten farksız duruma geldiler. Her açıdan küresel şirketler gibi muamele gören kulüplerin önüne yabancı sınırlaması koymak yıllarca bizi yerli araçlara binmek mecburiyetinde bırakan zihniyetten farksız durumda. Şu an her Türk şirketi istediği yabancı çalışanı, yasal yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde çalıştırabiliyorsa ve bu, yıllardır katılmaya can attığımız AB’nin de bir uzantısı ise futbol gibi çok ciddi bir olayı bu durumdan istisna etmek biraz gerçek dışı kalıyor. Tıpkı siyasi partilerin anlamsız kota uygulaması gibi bizim de gençlere kota koymamız ne onlara ne de kulüplerine faydalı oluyor. Teknik ve ekonomik açılardan yukarıdaki nedenlerden dolayı futbolumuza hiçbir zarar getirmeyecek yabancı serbestliğinin gelmesi bugünkü dünya durumunda kaçınılmazıdır ve bunu inkâr yerine uygulama yolları üzerine kafa yormak gerekir.

Hiç yorum yok: