Pazartesi, Ocak 14, 2008

Filip Holosko Hakkında Her Şey

Beşiktaş yönetimi devre arasında 3 iyi oyuncu alacağını açıkladığında bu işin hiç de düşünüldüğü kadar kolay olmadığı açıktı. Şu ana kadar sadece V.Manisaspor’un starı Holosko, siyah beyaz renklere bağlandı ve kalan sürede bunun dışında hatırı sayılır bir ya da iki oyuncunun alınması çok zor görünüyor. Sezon başından beri Slovak golcünün Beşiktaş’a transfer edilmesi teknik direktör Sağlam için adeta bir ukde halini almıştı ve genç teknik adam geçtiğimiz günlerde bu emeline ulaşmış oldu; ne pahasına olursa olsun!
Filip Holosko 24 yaşında, genç bir yetenek. Gol yollarındaki etkisi nedeniyle Ertuğrul Sağlam’ın takımı adına yaptığı teşhisin doğruluğunu ispat edecek gibi görünüyor. Ancak Beşiktaş bu futbolcuyu öyle bir bedelle transfer etti ki, alınan futbolcunun maliyeti kesinlikle kendisinin önüne geçti. Bu transfer için karşı tarafa ödenecek 5 milyon Avro’nun bugünkü karşılığı tam 8,5 milyon Lira. Bu nakdin yanında Tigana’nın kendisi için geleceğin yıldızı dediği ve ileride 10 milyon Dolarlara transfer olacağına inandığı milli futbolcu Burak Yılmaz ve Rıza Çalımbay döneminde büyük umutlarla transfer edilen yine milli futbolcu Koray Avcı’nın da bu transfere karşılık V.Manisaspor’a verilmesi her sağduyulu futbolseverin kafasında aynı soruyu canlandırdı: “Holosko tüm bunlara değer mi?” Holosko, makul bir rakama transfer edilmiş olsa kimsenin buna itirazı olmaz herkes genç futbolcunun takıma katkısını konuşurdu ancak bedel o kadar yüksek olunca ister istemez kafalar, eskilerin tabi ile: Beşiktaş’ın aldığı abdestin ürküttüğü kurbağaya değip değmeyeceğini düşünüyor.
Beşiktaş yönetiminin ekonomik düşüncesini anlamak aslında bayağı güç. Yıldırım Demirören’in takımın başına geçtiği 2004 senesinden beri takıma gelenler ve takımdan ayrılanlarla ilgili bir maliyet çalışması yapılsa herhalde ortaya çıkan tablo birçok CEO’nun aklını başından almaya yetecek kadar bozuk olurdu. İşte bu dönemde yapılan işler ve maliyetlerinden birkaç örnek: Fernando Higuain, 1,65 milyon$ bonservisle transfer edildi, yıllık 1 milyon$ alıyor. Rüştü, yıllık 1,5 milyon$ alıyor. Burak Yılmaz, 1.75 milyon Lira bonservisle alındı, Holosko transferi için V.Manisaspor’a verildi. Mert Nobre, 3milyon€ bonservis ödendi, yıllık 1,1 milyon$ alıyor. Tigana’ya iki yılda toplam 4,1 milyon€ ödendi. Ailton, 3milyon€’ya transfer edildi, şu anda Hamburg’da kiralık. Juan Fran, 3,5 milyon€ bonservisle alındı, şuanda Ajax’ta kiralık. Del Bosque, 2 yılda 4 milyon€ anlaşıldı, son sene ücreti ödenmediği için mahkemelik olundu ve Beşiktaş’ın tazminat ödeyeceği tahmin ediliyor. Kısacası geçen yaklaşık 3,5 yıllık süre zarfında Beşiktaş yönetimi, kendi içinde değişen 32 üye haricinde, tam 42 transfer yaptı ve 4 teknik direktör ile çalıştı. Tüm bu işler için kulübün kasasından, Del Bosque tazminatı hariç, 42 milyon€ çıktı.
Elbette kulüpler ticarethane değil. Bir başka değişle futbolcu alıp satarak kulüplerin para kazanmaları beklenmiyor. Ancak kulüplerden beklenen futbolcu alıp satarak kadrolarını güçlendirmesi ve en nihayetinde sportif başarılar elde etmesi. Beşiktaş’ın son 4 senesinde müzesine kazandırdığı kupalar yeterli olsaydı bugün bu rakamların hiçbiri konuşulmazdı ancak bakıldığında son 3,5 yılda Beşiktaş’ın elinde sadece 2 Türkiye Kupası var ve en önemlisi hala oturmuş bir kadro mevcut değil.
Tüm bu düşünceler, Beşiktaş’ın transfer politikasında parayı düşünmediği fikrini uyandırıyor. Parası önemli olmayınca da Holosko Beşiktaş için faydalı bir transfer olarak göze çarpıyor. Ancak Holosko konusunda iyi belirlenmesi gereken bir konu var ki o da bu futbolcunun tam bir forvet olmayıp daha çok forvet arkasında görev yaptığı. 2002–2005 yılları arasında oynadığı S.Liberec takımında 54 maçta 17 gol atan Holosko, 2005–2007 yılları arasında V.Manisaspor’da da buna benzer bir performans çizerek 55 maçta 16 kez fileleri havalandırdı. Bu yüzde, Beşiktaş’ta muhtemelen biraz daha yukarılara çıkacak ve Slovak futbolcu, bir sakatlık durumu olmazsa, sezon sonuna kadar oynayacağı yaklaşık 22–23 maçta ortalama 8–9 gol atacaktır. Ancak Holosko’nun en önemli özelliği rakip savunmayı yoracak ve onların dengesini bozacak, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi. Bu koşular sayesinde orta alandan gelen Tello ya da Delgado gibi isimlerin performansı da artacak ve bu suretle genç isim takıma dolaylı bir katkıda da bulunacaktır.
Sonuç olarak Holosko, bedeli düşünülmediğinde iyi bir transfer olmakla beraber, kendisi için verilen rakam Chelsea’nin Belleti ve Pizarro’yu ya da Villareal’in Diego Lopez’i transfer ederken ödediği rakamlardan fazla olunca, bu futbolcunun bu paraya değmeyeceği açıkça görülüyor. Sezon ortasında olunması ve sürenin kısıtlı olması nedeniyle bu transferi bu şekilde sonuçlandırmak durumunda olduğunu hisseden siyah beyazlı yönetim bu hamle ile belki de son kozlarını oynadı. Bu yatırımların verimli olması bir yerde yönetimin de bundan sonraki kaderini belirleyecek: ya işler yoluna girecek ya da büsbütün yoldan çıkacak.

Hiç yorum yok: