
Tarihi 30 Ağustos öncesi, Fenerbahçe ve Beşiktaş futbol adına tarih yazarak net skorlarla rakiplerini saf dışı bırakarak isimlerini Şampiyonlar Ligi’ne yazdırmayı başardılar. Sezon başından beri söylüyorum bu sene takımlarımızın Avrupa’da belki de bugüne kadar hiç elde edilememiş bir toplu başarıya imza atacaklarını düşünüyorum diye. Yarın da Galatasaray ve belki de Erciyesspor’un güzel haberleriyle bu sevincimiz katlanacak ve doruğa ulaşacaktır.
Maçlara gelince… İlk sevindirici haber İnönü Stadı’ndan geldi ikincisi ise Constant Vanden Stok’tan. Beşiktaş’ın ilk m;açta yediği son golle yaşadığı moral bozukluğu Delgado’nun golleriyle dağılırken, Fenerbahçe’nin ilk maçın skorundan sonraki tedirginliği henüz dördüncü dakikada gelen Kezman golü ile yerini kendine güvene ve rahatlığa bıraktı. İstanbul’da sahanın yıldızı Zürih’e tüm golleri atan Delgado olurken Belçika’da öyle bir Deniz vardı ki gücü, top çalması ve olumlu paslarıyla belki de bugüne kadarki en faydalı oyununu sergiledi dosta ve düşmanlara. Beşiktaş, maçın başından sonuna üstün göründü ve atakları bulan takımdı. Fenerbahçeli futbolcular ise özellikle ilk yarı skor olarak önde olmasına karşın rakibinin top yapmasına izin verirken sessiz ve derinden takip ederek gol pozisyonlarını tecrübe olarak kendinden aşağıda olan meslektaşlarına “hiç şansınız yok” mesajını veriyordu. Delgado’nun ve Alex’in hemen hemen maçın aynı dakikalarında gelen golleri bu sene Şampiyonlar Ligi’ne iki takımla katılmamızı garantilerken rakiplerin de gardlarının düşmesine yetti de arttı bile.
İki takımımızın da ŞL vizesi almasının maddi manevi birçok faydası olacak. Her şeyden önce ortalama 9-10 milyon doları kasasına koyan ekiplerimiz, ki bu rakam bütçelerinin aşağı yukarı 1/7’si civarındadır, dünyanın kulüp bazındaki bir numaralı futbol organizasyonunda kendilerini gösterme fırsatı elde edecekler. Diğer taraftan ülke sıralamasında doğrudan rakibimiz olan İsviçre ve Belçika’nın takımlarını elemiş olmamız bize önümüzdeki yıllarda Avrupa kupalarına fazla takımla katılma yolunda büyük mesafe kat ettirecektir. Sonuçta, kendini ve takımı sürekli geliştiren Artur Ziko ve Beşiktaş yönetiminin bugüne kadarki en doğru icraatı olan Ertuğrul Sağlam ile takımlarımız ŞL’ye katılma hakkını elde etti ve düşünceme göre bu başarı grup maçlarında da devam edecektir. Artık futbolumuzun emeklemekten kurtularak adımlamaya hatta koşmaya vakti geldi de geçiyor bile. Umarım yarın çekilecek kuralarda takımlarımızın grupları da dişimize göre olur ve yolumuza kayıpsız ve başarılarla devam ederiz…









