İlk maçta rakibin beklenenden dirençli çıkması ikinci maçta Kara Kartal'ın rakibini küçümsemesini engellerken, 1-0'lık sonuç da onları ikinci maçta daha açık oynamak zorunda bırakmıştı. Ancak dün akşam da Sheriff'in sahaya bir an önce golü bulup rahatlamak değil yine öncelikle savunma yapmak isteyen bir dizilişle çıktığını gördük. Elbette ki bu karar futboldaki "haddini bilmek" kavramıyla açıklanabilir ancak gerek 10 kişi kalmanın yorgunluğu gerek artan Beşiktaş atakları gerekse rakibin gol atma isteğiyle ileri daha çok çıkması ikinci yarıda Sheriff'in gardını düşürdü ve temsilcimiz rakibini gol yemeden toplamda attığı dört golle eleyerek Şampiyonlar Ligi yolunda sıradaki takımı beklemeye başladı.Her ne kadar zamanı nedeniyle tartışılsa da, Fenerbahçe maçındaki olumlu sinyaller Sheriff maçı öncesi hepimizi umutlandırmış ikinci maç için takımın güvenini en üst noktaya taşımıştı. Bu olumlu sinyaller genel olarak savunmanın tecrübeyle paralel ve Kaş'ın katılımıyla geçen seneki hatalarından uzak olması, Cisse'nin orta alana kattığı güç ve Bobo'nun artan performansı olarak sayılabilir. Elbette yeni teknik direktör ve yönetimin bu güne kadarki yaptığı en başarılı icraatı olan Ertuğrul Sağlam'ın da takıma kattığı pozitif enerji ve sadece taktik anlamda değil oyuncularla yakaladığı iyi iletişimin de bu değişimde en büyük paya sahip olduğunu söylemek gerekir.
Beşiktaş'ın geçen sene Tigana yönetimindeki önceliği savunma yapmak ve başta 1-0 olmak üzere az farklı galibiyetlerle maçları tamamlamaya çalışmaktı. Ertuğrul Sağlam'ın prensip olarak böyle bir düşüncesi olmasa da kendisinin, futbolcuların kafasındaki bu sistemi de ortadan kaldırmak için yoğun çaba sarf etmesi gerekiyor. Bundan önceki takımlarında klasik 4-4-2'nin önde gelen uygulayıcılarından olan Sağlam Beşiktaş'ta henüz bu sistemi tam olarak uygulamadı. Bu nedenle bu sene de, Bobo'nun formunun kaldığı yerden yükselmeye devam etmesine karşın, siyah beyazlıların en çok gol yollarında zorlanacağını düşünüyorum. Nobre'nin sakatlığı geçtiği takdirde Bobo ile yan yana oynatılıp oynatılmayacağı, Richardinho, Tello, Cisse ve Delgado'dan kimin yedek kalacağı bu zorlanmanın derecesini birebir etkileyecektir.
Takıma yeni katılan oyunculardan İ.Kaş ve Cisse gerçekten Beşiktaş'ın güçlenmesine katkı sağmamışken Tello için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Şilili futbolcunun tekniğinin üst düzey olduğunu kabul etmekle birlikte maç içinde kopmalar yaşaması ve oynadığı üçüncü maçta cezalı duruma düşecek kadar kendini kaptırması onun Beşiktaş'a yararını çok azaltıyor. Henüz maça çıkmayan Diatta ise eminin İ.Kaş'ın böyle performans göstereceği bilinse transferi için tekrar düşünülürdü. Ancak her şeye karşın bu futbolcu hem tecrübesiyle Kaş'a güzel bir örnek olacak hem de Kaş ile birlikte takımın savunma sorunlarını çözmeye yardımcı olacaktır.
Şu an bakıldığında Beşiktaş Şampiyonlar Ligi'ne en yakın temsilcimiz olarak göze çarpıyor. Ertuğrul Sağlam yönetiminde, büyük bir aksilik olmazsa, İsviçre ekibini de eleyeceğini düşündüğüm siyah beyazlıların öncelikle bu hedefine ulaşıp grup maçlarında da üstün performans göstererek Avrupa sahnesinde kendini göstermesinin zamanı artık geldi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder