Fenerbahçe için söylenecek fazla bir şey yok. Artık bu her takıma karşı aynı şekilde sahaya yansıtılan sistemin ülkemizde çok ama çok gereksiz olduğunu her hafta tekrar etmenin kimseye bir faydası yok. Aşırı savunmaya dönük ama bunu yaparken de konsantrasyon eksikliği nedeniyle rakiplerin gollerini engelleyemeyen savunma, rakibin baskısı sonucu çok çabuk çözülen orta alan ve ilerine çoğalamayan hücum oyuncuları marifetiyle Fenerbahçe’nin bu sistemle devam ettiği sürece her maçı kısır ve tehlike dolu geçmeye devam edecektir.
Bu sorun Kezman-Semih tercihinden/tartışmasından çok öte Volkan’dan Alex’e takımın tamamını etkileyecek ve acilen çözüm bulunması gereken bir baş ağrısı haline geldi sarı lacivertliler için. Zira geçen hafta Kezman’ın elini havaya kaldırarak arkadaşlarını ileriye çağırma hareketini bu hafta Semih tekrarladı; yarın Adriano takıma katılsa bu şablonda yapacağı aynı hareket olacaktır.
Her zaman söylüyorum bilim ligimiz için en iyi sistem, özellikle büyük takımlar için, hücuma dönük, kalabalık bir forvet hattıyla saldıran ve çok gol pozisyonuna girilen oyun anlayışıdır. Ne gariptir ki bu anlayış Ziko’nun Fenerbahçe’ye ilk haftalarda yerleştirmeye çalıştığı ama Dinamo Kiev yenilgilerinden sonra vazgeçtiği sistemdi. Bu şekilde ligde ilk 6 haftada 5 galibiyet alan Fenerbahçe D.Kiev gibi kendinden güçlü olmayan bir ekibe elenmekten kurtulamamıştı. Bugün ise Avrupa’da belki de tarihinin en parlak dönemini yaşayan Fenerbahçe ligde tamamen kayıpları oynuyor. Bu yaman çelişkinin çözümü için akla gelen ilk ve en parlak çözüm takımın iki türlü de oynamaya alıştırılması. Eldeki kadro ile Fenerbahçe’nin bunu yapması hiç de zor değil ama önemli olan Brezilyalı teknik adamın bu görüşü kabul etmesi. Aksi takdirde bu sezon için sarı lacivertli taraftarların hiçbir beklentisi olmasın.
Pazartesi, Eylül 24, 2007
Cuma, Eylül 21, 2007
Linderoth'dan Altın Vuruş

İsviçre ekibi karşısında çok erken 3–0 geriye düşmesine karşın maçın ilerleyen dakikalarında bulduğu iki golle her şeye rağmen deplasmandan avantajlı skorla dönmeyi başaran Galatasaray, tur vizesini İstanbul’da alınacak galibiyete bıraktı.
Aslında Galatasaray için bu kadar zor geçmek zorunda olmayan karşılaşmayı zora sokan Feldkamp’ın rakip takım için en ufak bir önlem almaması oldu. Zira dün akşam, Galatasaray’ın güzel ama riskli oyununun bir deplasman hele hele eleme maçı için hiç de uygun bir tercih olmadığı çok açık şekilde görüldü.
Bu sene Galatasary’ın oyun sistemi artık büyük ölçüde belli. Hakan Şükür ya da Ümit, Nonda, Hasan ve Lincoln ile gole çok yakın ama bir o kadar da savunmadan uzak oyun sistemi Galatasaray’ın maçlarının bol pozisyonlu ve gollü geçmesine neden olacağa benziyor. Orta alandaki yükün büyük ölçüde Linderoth’a binmesi ve Song – Servet ikilisinin çok adamla gelen rakip karşısında hataya zorlanmasına kaleci Orkun’un güven vermemesi eklenince özellikle büyük maçlarda Galatasaray için tehlike çamları çalmaya başlıyor.
Ancak Feldkamp’ın bu açık ve göze hoş gelen sistemi için Turkcell Süper Lig’de fazla tehlike olmayacaktır. Sadece zorlu deplasmanlarda ve derbi maçlarda bu sistemin hücum oyuncularından en az bir fedakârlıkla orta alana yapılacak takviye sarı kırmızılıların bu maçlardan mutlu ayrılmasına yardımcı olacaktır. Aksi takdirde hiç umulmayan sonuçlarla Galatasaray’ın başarılı grafiği sekteye uğrayabilir.
Sonuç olarak Linderoth’un kritik golü ile tur için yeterli skorla dönen temsilcimizin İstanbul’da turu geçen taraf olacağından hiç şüphem yok. Ancak bunun için Galatasaray’ın en az iki gol bulması gerekebilir.
Aslında Galatasaray için bu kadar zor geçmek zorunda olmayan karşılaşmayı zora sokan Feldkamp’ın rakip takım için en ufak bir önlem almaması oldu. Zira dün akşam, Galatasaray’ın güzel ama riskli oyununun bir deplasman hele hele eleme maçı için hiç de uygun bir tercih olmadığı çok açık şekilde görüldü.
Bu sene Galatasary’ın oyun sistemi artık büyük ölçüde belli. Hakan Şükür ya da Ümit, Nonda, Hasan ve Lincoln ile gole çok yakın ama bir o kadar da savunmadan uzak oyun sistemi Galatasaray’ın maçlarının bol pozisyonlu ve gollü geçmesine neden olacağa benziyor. Orta alandaki yükün büyük ölçüde Linderoth’a binmesi ve Song – Servet ikilisinin çok adamla gelen rakip karşısında hataya zorlanmasına kaleci Orkun’un güven vermemesi eklenince özellikle büyük maçlarda Galatasaray için tehlike çamları çalmaya başlıyor.
Ancak Feldkamp’ın bu açık ve göze hoş gelen sistemi için Turkcell Süper Lig’de fazla tehlike olmayacaktır. Sadece zorlu deplasmanlarda ve derbi maçlarda bu sistemin hücum oyuncularından en az bir fedakârlıkla orta alana yapılacak takviye sarı kırmızılıların bu maçlardan mutlu ayrılmasına yardımcı olacaktır. Aksi takdirde hiç umulmayan sonuçlarla Galatasaray’ın başarılı grafiği sekteye uğrayabilir.
Sonuç olarak Linderoth’un kritik golü ile tur için yeterli skorla dönen temsilcimizin İstanbul’da turu geçen taraf olacağından hiç şüphem yok. Ancak bunun için Galatasaray’ın en az iki gol bulması gerekebilir.
Perşembe, Eylül 20, 2007
Büyük Maçların Büyük Takımı

Yıldız oyuncuların çokluğundan mı yoksa konsantransyon eksikliğinden mi bilinmez ama Fenerbahçe’nin son iki yıldır bir özelliği var ki küçük maçlarda ortaya koyduğu oyunun kat be kat üstüne çıkarak rakibe sahayı dar ediyor büyük ve önemli maçlarda. Geçen seneye bakıldığında en başarılı zaman dilimi Celta Vigo maçı ile başlayan ve derbi maçlarını da kapsamak suretiyle talihsiz AZ maçlarıyla sona eren dönem olarak dikkat çekti. Bu sene de Turkcell Superlig’de son on beş yılın en kötü performansı sergilenirken Avrupa’da yola bırakın yenilgiyi beraberliksiz devam ediliyor. Bunun nedeni Ziko’ya göre Avrupa maçlarında rakibin açık oynaması olsa da sarı lacivertlilerin büyük maçlarda sahaya bambaşka bir ruh hali ve motivastonla çıktıkları su götürmez bir gerçek.
Bazı maçlar vardır oynamadan kazanırsınız bazı maçları ne kadar üstün oynasanız da kaybedersiniz ama bugün Fenerbahçe’nin son iki sezonun İtalya şampiyonu karşısında aldığı galibiyetin özeti, tüm istatistiklere bakıldığında, rakibine sahayı dar ederek üç puana ulaşmasıydı. Her ne kadar eksik olduğu söylense de Figo ve Crespo’yu yedek klübesinde bırakan bir kadroya mücadele eden Inter karşısında maçın hiç bir anında konsantrasyonunu yitirmeyen, savunmada ilk hücumda ise ikinci toplara devamlı müdahale eden ve hiç alışık olunmadık bir şekilde ileride rakibine baskı yapan Fenerbahçe, ne İbrahimoviç’e ne de Suazo’ya pozisyon verirken Alex, Carlos ve geriden gelen Edu ile net pozisyonları bulan taraf oldu.
Kezman’ın vasatı aşamayan futbolu dışında başta Deivid, Wederson, Deniz ve Şampiyonlar Ligi’nin gediklisi R.Carlos olmak üzere tüm futbolcuların üstün performans gösterdiği maçta Deivid öyle bir gol attı ki hem hazırlanış hem de son vuruş itibariyle kusursuz olan bu gol uzun süre jeneriklerden eksik olmayacak, dillerden düşmeyecektir..
Son olarak maçın yıldızı için bir şey söylemek gerekirse; Alex için bugüne kadar binlerce yazı yazıldı çizildi ama tek bir cümle söylüyorum: bugünden itibaren Alex oynadığı tüm maçlarda sahada tel tel dökülse de Fenerbahçe’ye gelen en büyük yabancı sıfatından bir şey kaybetmez.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
