Maçtan önce kimseden Fenerbahçe’nin bugün yenileceğine dair bir tahmin duymadım. En karamsar arkadaşlar dahi sarı lacivertlilerin en azından 1 puanla Moskova’dan döneceğine inanıyordu. Tüm bunların ışığında, her şeyden önce şunu kabul etmek gerekir ki Avrupa’da yıllarca saman alevi gibi yaşanan birkaç önemli galibiyet dışında hiçbir varlık gösterememiş ve taraftarlarını üzüntüye boğmuş Fenerbahçe’nin taraflı tarafsız herkese kendini kabul ettirecek bir oyun anlayışı artık oluştu.
Devamlı söyleniyor Fenerbahçe büyük maçların takımı diye…Gerçekten de savunma ağırlıklı ama yetenekli ayaklarla da her an gol koklayan bir yapıya sahip sarı lacivertliler bu oyun anlayışı ile büyük maçlarda ve tamamı büyük maçlardan oluşan Avrupa kulvarında iki senedir hayli başarılı bir grafik çiziyor.
Bugün de olan aslında yukarıda söylenenden başkası değildi. Hele hele ilk yarıyı önde kapatmak bizim için çok büyük bir avantaj hatta en büyük dileğimizdi. Ancak etkili ve hareketli hücum oyuncularına sahip ve devamlı pozisyon arayan CSKA karşısındaki direnç önce Edu’nun kişisel hatasıyla ortadan kalktı, hemen arkasından da Love penaltıdan takımını öne geçirdi. İşte bu dakikadan sonra Fenerbahçe için tehlike çanları çalmaya başladı. Zira Fenerbahçe için en kötü senaryo deplasmanda geriye düşmektir. Savunmayı takım halinde büyük ölçüde becerebilen ama çok adamla hücuma çıksa dahi gol bulmakta zorlanan ve kontra ataklara karşı savunmada eksik yakalanan sarı lacivertliler, geride geçen dakikalarda bunu ziyadesiyle hissetti. Bu dakikalarda Ziko’nun Edu ve Lugano’yu oyundan alması çok doğru bir hamle olarak dikkat çekti. Edu’nun hatalarından dolayı formsuzluğu ve Lugano’nun sarı kartı ilk akla gelen nedenler olsa da bu iki futbolcunun geniş alandaki etkisizliği ve yerlerine giren Yasin ve Gökhan’ın ağabeylerine oranla geniş alanda daha başarılı olmaları değişiklik için asıl nedendi.
Her ne kadar yenen gollerde günah keçisi Edu olsa da Aurello, Deniz ve Deivid’in, çok adamla gelen rakip karşısında savunmalarına yeterince yakın olamamaları da yenen gollere en az Edu kadar neden oldu.
Sonuç olarak etkisizliği nedeni ile maçtan sonra bir hayli eleştirilecek ama attığı golle bir anda maçın kader adamı olan Deivid böylece hem kendini hem yine vasatı aşamayan Kezman’ı hem de puan almasını sağlayarak tüm takımı kurtarmış oldu. Bundan sonra Fenerbahçe önündeki maçlara da aynı anlayış ve disiplinle çıkacak ve elinden geleni yapacaktır, dileğim hem futbolumuz hem de Fenerbahçe adına sarı lacivertlilerin özlediği Avrupa başarılarına bu sene ulaşmasıdır.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder