Cuma, Şubat 09, 2007

Fenerbahce Ve Diğerleri

Sporda başarılı olmak için her yolu mubah saymaktan daha kötü bir şey varsa o da rakibinin başarısızlığı için her yolu mubah saymaktır. Bu Makivelli’yi bile kıskandıracak yaklaşımın bu aralar kara bulut gibi futbolumuzun üzerinde dolaştığını görmek gerçekten çok üzücü. Hatırlıyorum da eskiden bir söz vardı; Fenerbahçe ve diğerleri diye. Bu sözü Fenerbahçeliler söyler diğer takım taraftarları buna tepki gösterip Fenerbahçelileri ayrımcılık yapmakla suçlardı. Diğer taraftan Fenerbahçeliler kendilerine haksızlık yapıldığını düşündükleri anlarda, ezeli rakipleri Galatasaray ve Beşiktaş’ı kendilerine karşı birleşmekle suçlar hatta buna “kutsal ittifak” derlerdi. Bu tutum da tüm çevreler tarafından eleştirilir her fırsatta, yapılanların spor ahlakına uymadığı söylenirdi.
Bugün 9 Şubat 2007. Üzerinden fazla bir zaman geçmemesine karşın olayların yüz seksen derece değişmesi bir hayli şaşırtıcı. Artık tüm yayın organlarında Galatasaraylıların “Fenerbahçe’yi hiçbir spor dalında şampiyon etmemek için mücadele edeceğiz” söylemlerinin yanı sıra Beşiktaşlıların da “ne de olsa kutsal ittifak var Fenerbahçe’yi yüzüncü yılında şampiyon yapmayacağız” açıklamalarını gönül rahatlığıyla yaptıklarını görmek, işitmek ya da okumak mümkün. Ne gariptir ki yıllarca Fenerbahçe’yi kendisini diğerlerinden ayırmakla suçlayanlar bugün pekâlâ bunu hayata geçiriyorlar. Daha da tuhafı ne basından ne de camiaların sağduyulu üyelerinden bu işe bir tepki çıkıyor. Bugünkü tabloda roller tamamen değişilmiş, her zaman bozgunculukla suçlanan Fenerbahçe ortamı yatıştırmaya diğerleri germeye çalışıyor, görünüyor.
Bu durumun tepe noktası Galatasaray asbaşkanı Adnan Polat’ın başlattığı propagandadır. Genel anlamıyla propaganda, belirli bir amaca yönelik mesaj sunumudur ve bu sunum sırasında gerçeğin tamamen dışına çıkılmasa da manipülasyonun büyük rolü vardır. Adnan Bey geçen seneki şampiyonlukta etkisi olduğunu düşündüğü “20.45’te şampiyonuz” sloganını bu sene de “puan farkı yedi değil dört” şeklinde değiştirerek yine Fenerbahçelileri zihinsel olarak etki altına almaya çalışmakla bu işi ne denli bilinçli yatığını kanıtlıyor. Bu tutum kimilerine göre zararsız ve hoş, kimilerine göre de ortamı germeye yönelik yanlış bir davranış olarak görülebilir. Ancak kesin olan bir gerçek var ki o da bu işte kimse sütten çıkmış ak kaşık değil.Sonuçta geldiğimiz nokta şu ki görünüşte herkes “adil oyun (fair play)” nutukları atsa da iş ciddiye binince ortada ne sevgi kalıyor ne de saygı. Her zaman ileride olanın masumlaşması, geridekilerin ise çirkin yüzlerini göstermeleri asla bir rastlantı değil. Bunda başarıyı arzu edenler kadar başarının tüm kirlilikleri örtmesine prim verenlerin de suçu var. Zira tüm televizyonlar, gazeteler, yorumcular ve kulüpler tarafından şampiyonluğun tüm değerlerin üzerine koyulması bu kötü düşünceler için uygun bir ortam hazırlanıyor. Bugün futbolumuzun üç büyük kulübünün bırakın başkanlarını neredeyse taraftarları birbirleriyle yan yana gelmek istemiyor. Hepimize göre sadece kendi yaptıklarımız doğru ve karşıdakinin ki bir o kadar yanlış. Hâlbuki hepimizin aynı olduğunu ve davranışlarımızın konumumuza göre değiştiğini görebilsek tüm sorunlarımızı bir çırpıda aşacağız. Umarım bundan sonra herkes bu gerçeği daha net görür ve etiğe aykırılığa değil spora prim verir, böylece kazanan hep biz oluruz.

Hiç yorum yok: