Alınan puanlardan, oynana maçlara, küme düşmeme mücadelesinden stad olaylarına kadar bin bir türlü enteresanlıkla dolu 2006–2007 sezonu dün akşam tamamlandı ve son yılların flaş ekibi Fenerbahçe ipi önde göğüslemeyi başararak 17. şampiyonluğuna ulaştı. Bu nedenle tüm camiayı bu başarıdan dolayı tebrik ederim.Galatasaray’ın dört sene üst üste şampiyon olmasından sonra ligimizde bir Fenerbahçe baskınlığı hissedilmeye başlandı. Özellikle Aziz Yıldırımın takımın kurumsallaşması yolundaki adımı ve bu doğrultuda tamamlanan stat, Samandıra tesisleri, Fenerium mağazalarının başarısı v.s. sarı lacivertlilerin gerek gelirler gerekse tesisleşme açısından rakiplerini geride bırakmalarını sağladı. Her ne kadar bu başarılar sportif anlamda birebir hissedilemese de uzun vadede takım için ne kadar önemli olduğu anlaşılıyor ve ileride daha iyi anlaşılacak. Geride kalan bu yedi sezonun tamamında olmasa da dördünde Fenerbahçe ligi zaferle noktaladı ve 2002-2003 dışında iki sezonda da ikinci oldu. Mesela geçen sene kıl payı kaçan şampiyonluk tüm Fenerbahçelileri şok etti ancak olaya sadece netice anlamında değil daha geniş bakabilenler geçen yıl Fenerbahçe’nin en az Galatasaray kadar şampiyonluğa yakın olduğunu ve asıl önemli olanın da bu mücadele olduğunu görüp sükûnetlerini korudular ve nitekim bu sene takımlarının şampiyonluğuna tanık oldular.
Fenerbahçe’nin bu gerek tesisleşme gerekse kurumsallaşma konularındaki üstün başarısının gerisinde kalan Beşiktaş ve Galatasaray sportif anlamdaki başarılarla taraftarlarını mutlu etmeye çalışırken zaman zaman camialarından gelen tepkilerle karşılaştılar. Zira artık sezon başlarında tüm kamuoyunda Fenerbahçe’nin hem güçlü yapısı hem de güçlü kadrosuyla ligin favorisi olduğu ve şampiyon olmasının gayet normal olduğu konuşulur oluyordu. Rakip takım taraftarları da bir taraftan bu işin bilincindeyken diğer taraftan da gönül verdikleri takımları canı gönülden destekleme içinde bulunuyorlar ancak en ufak bir kötüye gidiş alameti onları takımlarına karşı bir anda tepki ve protesto içine sokuyordu. Nitekim geçen sene sezon başından beri protesto edilen Galatasaray yönetimi ve futbolcuları son on-on iki haftaya iddialı girip bir de şampiyon olunca bu tepkilerin hepsi unutuldu ve her şey süt liman oldu. Bu sene de kalecisini tiye alacak kadar olaya inanmayan Beşiktaşlılar yine son on haftaya iddialarını taşıyınca her maçta İnönü’yü dolduracak şekilde desteklemeye başladılar takımlarını. Zaten millet olarak zorlanmamızın en büyük nedenlerinden biri de bu kısa vadeli ve tutarsız davranışlardır. Geçen sene şampiyon olan takımını yine de yapılan yanlışlardan dolayı kınasaydı Galatasaraylılar bu sene Ali Sami Yen’deki o kara 19 Mayıs hiç yaşanmazdı.
Fenerbahçe’nin sadece futbol değil bay-bayan basketbol, voleybol ve diğer spor dallarında çok başarılı olmasının nedeni yine işini ciddiye alması ve mücadele etmesidir. Ancak maalesef, bu başarının rakipleri mutsuz etmesi onların, bu başarılara ulaşmaya çalışmak gibi zor olan yerine rakiplerinin başarılarını engellemek gibi kolay olanı seçmelerine neden oldu. Elbette bu engelleme saha içinde yapılan ve spor çerçevesinde yapılan engellemedir ve objektif bakıldığında haklı tarafları vardır ancak yine de Fenerbahçe’nin bu başarısından taraftarından başkanına herkesin ders çıkarması ve ilerlemek için mücadele etmesi gerekmektedir.
Sonuçta, çok önemli değil ama, 100. yılında hem futbolda hem bayan basketbolunda şampiyon olup, erkek basketbolunda Efes Pilsen karşısında final serisinde 2–0 önde olan ve çok enteresan bir şekilde ezeli rakibi Galatasaray ile bu sen tüm branşlarda yapılan tüm müsabakaları kazanan Fenerbahçe sadece netice anlamında değil kulüp olarak takdiri hak ediyor. En kısa zamanda diğer takımlarımızın da bu standartlara ulaşıp Avrupa’da ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeleri en büyük dileğimizdir.




