Pazartesi, Mayıs 07, 2007

Kurta Sormuşlar Boynun Neden Kalın Diye Kendi İşimi Kendim Yaparım Demiş

Tarih 11 Kasım 2006. Fenerbahçe’nin Denizlispor’a puan kaybetmesinin ardından Beşiktaş, sahasında oynayacağı Sivasspor’u ardından da Fenerbahçe’yi yenip 2003 yılından beri uzak kalınan liderliği yakalama planları yapıyordu. Ancak daha ilk maçta Sivasspor karşısında alınan yenilgi siyah beyazlıların liderlik umutlarını ileri bir tarihe ertelemelerine neden olmuştu. Gel zaman git zaman bu tarih de 5 Mayıs 2007 olarak ortaya çıktı. Hem de Beşiktaş için bu sefer işler ilki kadar zor değil, İnönü’de, kupada saf dışı bıraktıkları Fenerbahçe karşısında, alınacak bir galibiyet uzun süredir uzak kalınan liderlik koltuğunu getireceği gibi kalan maçlar düşünüldüğünde de şampiyonluk için camiaya çok büyük bir avantaj sağlayacaktı. Ancak İnönü’de galip gelen Fenerbahçe olunca, Beşiktaş bir kez daha kıyısına kadar yaklaştığı liderlik şansını, müthiş seyircisi ve saha avantajına rağmen adeta avucunun içinden kaçırmış oldu.
Tigana’nın bu zamana kadar söylediği ilginç bir söz var; “benden takımları karşılaştırmamı istemeyin” diyor. Çünkü gerek bireysel gerekse takım olarak karşılaştırıldığında genel itibariyle rakibinin kendi takımına oranla daha tecrübeli ve daha etkili olduğunu o da biliyor. Zaten son 25 günde yapılan ilk iki maçta sahada daha başarılı olan Fenerbahçe ama sahadan istediğini alan Beşiktaş’tı. Son karşılaşmada ise ilk golü bulan sarı lacivertliler bu dakikadan sonra öncelikle skoru koruma yoluna gittiği için rakibine daha çok atak şansı vermesine karşın Beşiktaş’ın bu şansı iyi kullandığını söyleyemeyiz. Bu yenilgiden sonra çokça eleştirilen ve eleştirilerin odak noktasında da Bobo’nun oynatılmaması ve daha çok bir puan peşinde koşan küçük takımların başvurduğu ofsayt taktiğinin uygulanması var. Her ne kadar bu eleştirilerde doğruluk payı varsa da zamanlama bu eleştirileri anlamsız kılıyor. Çünkü Beşiktaş bu iddialı duruma da bu taktik ve bu kadrolarla geldi ve şayet bu eleştiriler Ç.Rizespor, Antalyaspor ya da Sivasspor maçından sonra yapılmış olsaydı gayet anlamlı olurdu.
Haftalardır bir şey söylediğim bir şey vardı; “Tigana’nın sistemi son haftalarda puan anlamında başarılı görünse de henüz kendini kanıtlamadı, çünkü maç içinde hiç geri düşmedi”. Nitekim son 7–8 haftada Beşiktaş ya genellikle uzun süre berabere götürdüğü ve rakibini adeta uyuttuğu maçta sonlara doğru attığı gollerle ya da öne geçtikten sonra skoru koruyarak üç puana ulaşmış, ama ilk golü hiç kalesinde görmemişti. Fenerbahçe maçında hem de maçın başlarında ilk golün yenmesi Beşiktaş’ın planlarını tam anlamıyla alt üst etti. Çünkü bu dakikadan sonra saldırması gereken ama hem kadro itibariyle buna pek alışık olmayan hem de savunmada açıklar verip özellikle Tümer ve Tuncay’ın taşıdığı toplarla rakibe ikinci gol şansı vermek istemeyen siyah beyazlılar bu dakikadan sonra ne gol atabildi ne de ikinci golü yedi ve maçı puansız kapatarak sadece puan değil sistem anlamında da başarısız oldu. Bir başka değişle Fenerbahçe rakibini kendi silahıyla vurdu
Fenerbahçe’ye gelirsek, sarı lacivertliler hem kupada elenmenin hem son hafta alınan beraberliğin hem de rakibine karşı şanslarının tutmamasının moralsizliği ile çok zor şartlarda gelmişlerdi İnönü Stadı’na. Ayrıca burada alınacak bir yenilgi hemen hemen şampiyonluğun kaybı anlamına geldiği için stres de konuk ekibin üzerindeydi. Ancak maçın başlamasıyla birlikte en ufak bir stres belirtisi göstermeyen, tribünlerden etkilemeyen ve en iyi şekilde oynamaya çalışan Fenerbahçe, az ama öz atan golcüsünün zeka işi golüyle skor avantajını da yakalayınca işler beklenenden iyi gitmeye başladı. Maçın genelinde de her zaman taraftarlar tarafından kendisine haksızlık edildiğini düşündüğüm Deniz başta olmak üzere Tuncay, Tümer, Appiah ve Kezman’ın geride kalan haftalara oranla daha başarılı oynamaları ve Ziko’nun doğru oyuncu değişiklikleriyle, öne geçtikten sonra, rakibine fazla gol pozisyonu vermeyen ve Alex’in çok uygun durumda topu ağlara gönderememesiyle ikinci golü kaçıran sarı lacivertliler yılın derbisinden zaferle ayrılmayı başardı.
Maçın taktik mücadelesini özetlemek gerekirse, Beşiktaş adına, kendisinden çok şey beklenen ama bekleneni bir türlü veremeyen Burak’ın Tümer ve Ümit’in koruduğu kanattan çok daha etkili ataklar yapması gerekir, Delgado ve Richardinho’nun da oyuna ağırlığını sadece bir iki pozisyonda değil genelde koyması gerekirdi. Golün geldiği pozisyonda Kezman kadar düşünceli olup kendilerini rakibe göre ayarlamayan İbrahim Toraman ve Gökhan Zan’ın hataları takımları adına pahalıya mal olurken Runje’nin Alex’İn pozisyonunda açıyı mükemmel kapattığı ve golde de hatasının olmaması nedeniyle başarılı olduğunu, Nobre’nin ise bir o kadar etkisiz olduğunu belirtmek gerekir.
Fenerbahçe ise büyük maçlarda daha konsantre oynayan yıldız oyuncuları sayesinde hem maça hızlı başladı hem de maçı iyi bitirdi. Serdar’ın hem şanslı hem de gününde olduğu maçta Tuncay’ın İbrahim Üzülmez ve Baki’nin kanadını çok yıpratması, Tümer’in kenara pek gitmemesine karşın ortada iyi mücadelesi Appiah ve özellikle Deniz’in başarılı ilk müdahaleleri ve Kezman’ın rakip savunmayı yıpratıcılığı ve bitiriciliği sarı lacivertlileri rakibine üstün kılmaya yetti. Ancak hemen belirtelim ki Fenerbahçe iyi oynayan bir Beşiktaş’ı daha iyi oynayarak değil, rakibinden daha iyi oynayarak yendi. Bir başka değişle bu noktaya gelmiş Beşiktaş’ın, hem de son on iki maçını üç puanla kapattığı İnönü’de, rakibine karşı çok daha iyi bir oyun ortaya koyması gerekirdi.
Sonuca gelirsek rakibini kupadan elemeyi başaran ama hiçbir maçta rakibinden daha etkili olamayan Beşiktaş, bu sene rakibiyle yaptığı en önemli maçı kaybederek şampiyonluk işini çok ama çok zora soktu. Fenerbahçe ise çok zor şartlar altında aldığı galibiyetle bir anda tüm sezonun üzüntüsünü üzerinden attı ve mutlu son için büyük avantaj yakaladı. Düşünceme göre Trabzonspor maçını da üç puanla atlatırlarsa son iki hafta maçları formalite dahi olabilir. Sarı lacivertliler için bu durum belki Denizlispor maçından alınacak galibiyet ve İnönü’den de beraberlik sonucu da olabilirdi ama Beşiktaş’ı yenerek puan farkının açılması Fenerbahçe’nin ensesini kabarttı, zira kurta sormuşlar boynun neden kalın diye, kendi işimi kendim yaparım demiş.

Hiç yorum yok: