
Derbi yine nefesleri kesti; golleri, kaçan pozisyonları ve maalesef hakem kararlarıyla unutulmayacak bir karşılaşma oldu. Kanımca maçın son dakikasındaki pozisyonu incelemeden maç hakkında konuşmak doğru olmaz. Karşılaşmanın son uzatma dakikası oynanırken yaşananlar tam anlamıyla bir talihsizlik oldu İsmet Arzuman için. Pozisyon öncesinde çaldığı düdük ne Beşiktaşlılar ne Fenerbahçeliler ne de yardımcısı tarafından duyulunca ve pozisyonun devamında top ağlarla buluşunca maçtan önce Fenerbahçe cephesinden sert şekilde eleştiri alan İsmet Arzuman ve MHK maçtan sonra kat be kat ağır şekilde siyah beyazlı camia tarafından eleştirilmeye başladı. Maçın genelinde Arzuman’ın faul kararlarında, kart tercihlerinde ya da takdir haklarını uygulamada her iki takım için de bazı yanlışlar içinde olduğunu gördük ama bunun hiçbir zaman maçın skorunu etkileme çabası ya da arzusu içinde olduğunu düşünmüyorum. Pozisyonda çalınan faul düdüğü her maçta onlarca defa çalınan ya da çalınmayan düdüklerden farksızdı nitekim o pozisyonda da çalınmasa ve maç 2-2 bitse İsmet Arzuman aynı fakat zıt yönden gelecek eleştirilere maruz kalacaktı.
Maçın analizine gelirsek, Beşiktaş’ın adeta maça 1–0 önde başladığını söyleyebiliriz. Zira iki tarafın da kontrollü oynayacağını düşündüğümüz maçta Beşiktaş golü ilk dakikalarda bulunca maçın da geri kalan kısmı büyük ölçü de değişmiş oldu.
Fenerbahçe geriye düştükten sonra ister istemez oyunu rakip yarı alana yığmaya çalıştı ve bunda da genel anlamda başarılı oldu ama kontra ataklarda ve özellikle kaptırılan toplarda Bobo ve son dakikalarda Batuhan’la –ki o pozisyon bence maçın kader anı oldu, zira Batuhan orada topu kale yerine Higuain’e atmayı denese Beşiktaş’ın ikinci golü bulması içten bile değildi- çok tehlikeli ataklar pozisyonlar yakaladı.
Fenerbahçe’nin iyi yolda olduğu aşikar. Bugün geriye düştükleri maçta rakiplerini mağlup etmeyi başararak bunu bir kez daha gösterdiler ama 2-1’den ve rakip savunma güvenliğini ikinci plana atmışken bir gol daha bulup maçı koparamamak ya da bu olmuyorsa en azından son dakikalarda rakibin pozisyon bulmasına engel olamamak sarı lacivertlilerin hala ortada duran eksikliğidir.
Beşiktaş’ta ise özellikle derbi maçlarda kendini gösteren tecrübeli/yıldız oyuncu eksikliği bugün bir kez daha takımın kaderini belirledi. Halbki maça çok iyi başlayan, rakibe baskı yapan ve kapılan toplarla kontra atağa kalkan Beşiktaş, ilk yarıyı önde kapatabilse muhtemelen sahadan 1 değil 3 puanla ayrılacaktı. Çok etkili olan Bobo ve vasatın üzerine çıkan Delgado’nun yanına eklenecek bir üçüncü isim olmayınca ve kendisinden çok şey beklenen Serdar Kurtuluş ya da Burak gibi genç isimler kötü bir performans ortaya koyunca ilk dakikalarda öne geçmek bile siyah beyazlılara puan için yeterli olmadı.
Bugün maçın iki yıldızı vardı Fenerbahçe adına biri ilk golü atan ve ikinci golde de ilk şutun sahibi Deivid ikincisi de ikinci gol öncesi topu Deivid ile buluşturan ve uzatma dakikalarında Batuhan’ın şutunu çizgiden çıkaran Edu. Bu iki kritik pozisyon zaten Fenerbahçe’ye 3 puanı getiren kareler oldu. Sonuç olarak, Fenerbahçe’nin geriye düşmesine karşın maçı çevirmesi, 2-1’den sonra da Beşiktaş’ın baskı kurmasına izin vermemesi ve orta alandaki etkili oyunu göz önüne alındığında hak ederek galip geldiğini söyleyebiliriz. Maçtan sonra yapılan ve maalesef artık kronikleşen sert açıklamaların kulüplere bir fayda sağlamadığına onlarca kez şahit olduk. Hangi takım olursa olsun, ne zaman ki dünkü gibi bir maçtan sonra hakemi değil de Batuhan’ı (sadece bir isimdir, 17 yaşındaki bir futbolcunun hata yapması kadar doğal bir iş yoktur.) konuşuruz o zaman bakışımız, anlayışımız ve görüşümüz olgunluğa ermiş diyebiliriz. Bu tip şanssızlıkların hiçbir takım tarafından yaşanmamasını dilerim.
Maçın analizine gelirsek, Beşiktaş’ın adeta maça 1–0 önde başladığını söyleyebiliriz. Zira iki tarafın da kontrollü oynayacağını düşündüğümüz maçta Beşiktaş golü ilk dakikalarda bulunca maçın da geri kalan kısmı büyük ölçü de değişmiş oldu.
Fenerbahçe geriye düştükten sonra ister istemez oyunu rakip yarı alana yığmaya çalıştı ve bunda da genel anlamda başarılı oldu ama kontra ataklarda ve özellikle kaptırılan toplarda Bobo ve son dakikalarda Batuhan’la –ki o pozisyon bence maçın kader anı oldu, zira Batuhan orada topu kale yerine Higuain’e atmayı denese Beşiktaş’ın ikinci golü bulması içten bile değildi- çok tehlikeli ataklar pozisyonlar yakaladı.
Fenerbahçe’nin iyi yolda olduğu aşikar. Bugün geriye düştükleri maçta rakiplerini mağlup etmeyi başararak bunu bir kez daha gösterdiler ama 2-1’den ve rakip savunma güvenliğini ikinci plana atmışken bir gol daha bulup maçı koparamamak ya da bu olmuyorsa en azından son dakikalarda rakibin pozisyon bulmasına engel olamamak sarı lacivertlilerin hala ortada duran eksikliğidir.
Beşiktaş’ta ise özellikle derbi maçlarda kendini gösteren tecrübeli/yıldız oyuncu eksikliği bugün bir kez daha takımın kaderini belirledi. Halbki maça çok iyi başlayan, rakibe baskı yapan ve kapılan toplarla kontra atağa kalkan Beşiktaş, ilk yarıyı önde kapatabilse muhtemelen sahadan 1 değil 3 puanla ayrılacaktı. Çok etkili olan Bobo ve vasatın üzerine çıkan Delgado’nun yanına eklenecek bir üçüncü isim olmayınca ve kendisinden çok şey beklenen Serdar Kurtuluş ya da Burak gibi genç isimler kötü bir performans ortaya koyunca ilk dakikalarda öne geçmek bile siyah beyazlılara puan için yeterli olmadı.
Bugün maçın iki yıldızı vardı Fenerbahçe adına biri ilk golü atan ve ikinci golde de ilk şutun sahibi Deivid ikincisi de ikinci gol öncesi topu Deivid ile buluşturan ve uzatma dakikalarında Batuhan’ın şutunu çizgiden çıkaran Edu. Bu iki kritik pozisyon zaten Fenerbahçe’ye 3 puanı getiren kareler oldu. Sonuç olarak, Fenerbahçe’nin geriye düşmesine karşın maçı çevirmesi, 2-1’den sonra da Beşiktaş’ın baskı kurmasına izin vermemesi ve orta alandaki etkili oyunu göz önüne alındığında hak ederek galip geldiğini söyleyebiliriz. Maçtan sonra yapılan ve maalesef artık kronikleşen sert açıklamaların kulüplere bir fayda sağlamadığına onlarca kez şahit olduk. Hangi takım olursa olsun, ne zaman ki dünkü gibi bir maçtan sonra hakemi değil de Batuhan’ı (sadece bir isimdir, 17 yaşındaki bir futbolcunun hata yapması kadar doğal bir iş yoktur.) konuşuruz o zaman bakışımız, anlayışımız ve görüşümüz olgunluğa ermiş diyebiliriz. Bu tip şanssızlıkların hiçbir takım tarafından yaşanmamasını dilerim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder