
Çok klişe ama bir o kadar da doğru bir söz var futbolda; orta saha takımın mutfağıdır diye. Ancak bu klişeyi ortadan kaldırmaya çalışır, onlarca yıllık sabitlenmiş tecrübeye karşı gelmeye kalkar kısaca Amerika’yı yeniden keşfetmeye uğraşırsanız ortaya hiç beklemediğiniz sonuçlar çıkabilir; tıpkı dün akşam olduğu gibi. Belki un ve elekle artık işi kalmamış Kalli için bu tip fanteziler makul karşılanabilir ama Uefa Kupası şampiyonu Galatasaray için bu denli basit hatalar affedilir eksiklikler değildir.
Lincoln’ün Galatasaray’a gelişi büyük sükse oldu ve taraftarlar neredeyse on yıldır sakladıkları on numaralı formayı gönül rahatlığıyla sırtlarına geçirmeye, maçları yayınlayan şifreli kanala abone olmaya hatta ve hatta maça gitmeye başladılar. Herkesin gözünde yeni bir Hagi ışığı, bir kaç senedir hem ligde hem de Avrupa’da süren başarısızlığın sonunun geldiğine inanç hatta yeni bir Avrupa kupası umudu belirmişti ama altın kural unutuluyor, Lincoln-Hagi benzetmesi yapılırken diğer oyuncular es geçiliyor, kısaca bulmaca eksik kalıyordu. Zira Galatasaray’ı Avrupa fatihi yapan kadronun en önemli özelliği hücumuyla savunma, savunmasıyla hücum yapması ve bu blokların uyumunu düzenleyen Emreli ve Okanlı, kusursuz ortasahasıydı.
Bugün Galatasaray Feldkamp ile ne 3–5–2 ne de 4–4–2 oynuyor, sarı kırmızılıların sistemi 6 ve 4; 6 savunma oyuncusu ve 4 santrafor ile maçlar oynanıyor. Barış, Servet, Song, Linderoth, Hasan Şaş ve Volkan altılısından hiçbiri hücuma katılmadığı gibi Hakan, Nonda, Lincoln ve Arda’nın da top rakipteyken topu alacak ya da en azından rakibin rahat pas yapma olasılığını ortadan kaldıracak en ufak bir çabasını göremiyoruz. Böyle olunca da hatları kopuk Galatasaray ne sağlıklı bir savunma yapabliyor ne de hücum. Rakip takım yürüyerek neredeyse ceza alanımıza girerken biz olgun bir atak yapmak için akla karayı seçiyoruz.
Takıma bir tek Lincoln’ü ekleyerek tekrar bir UEFA zaferi beklemek, 2000 yılının gizli kahramanlarını, Taffarel’i, Popescu’yu, Okan’ı, Emre’yi, Fatih Akyel’i ve diğerlerini göz ardı etmekten başka bir şey olamaz. Zaten Galatasaray’ın o efsane kadrosundaki en önemli isimler Hagi ile birlikte orta sahayı paylaşan ama bunu yaparken de hem savunmaya hem de hücuma büyük destek veren Emre, Okan ve Hakan Ünsal’dı ki bu futbolcular milli takımın tarihindeki en başarılı derecesinde de başrolü oynadılar.
Sonuç olarak Kalli’nin kendi ihtiraslarından önce futbolun doğrularını görmesi özellikle de Avrupa maçlarında çok daha tedbirli bir oyun anlayışı içine girmesi gerekiyor. Günümüzde göze hoş gelen ve her maç bolca gol pozisyonu ve gole sahip olan ama sonuçta oynayana hiçbir elle tutulur başarı getirmeyen “açık” futbolun neredeyse hiçbir temsilcisi kalmamışken Galatasaray’ın bunu sürdürmek istemesi ileride bugünkü konumunu bile arayacak hale getirebilir camiayı. Galatasaray’ın kalan iki maçını kazanması büyük olasılıkla bizi gruptan çıkaracak ve bu iki takım da sarı kırmızılılardan daha iyi asla değil, yeter ki Cimbom içindeki heyecanı tekrar hissetmeye başlasın.
Lincoln’ün Galatasaray’a gelişi büyük sükse oldu ve taraftarlar neredeyse on yıldır sakladıkları on numaralı formayı gönül rahatlığıyla sırtlarına geçirmeye, maçları yayınlayan şifreli kanala abone olmaya hatta ve hatta maça gitmeye başladılar. Herkesin gözünde yeni bir Hagi ışığı, bir kaç senedir hem ligde hem de Avrupa’da süren başarısızlığın sonunun geldiğine inanç hatta yeni bir Avrupa kupası umudu belirmişti ama altın kural unutuluyor, Lincoln-Hagi benzetmesi yapılırken diğer oyuncular es geçiliyor, kısaca bulmaca eksik kalıyordu. Zira Galatasaray’ı Avrupa fatihi yapan kadronun en önemli özelliği hücumuyla savunma, savunmasıyla hücum yapması ve bu blokların uyumunu düzenleyen Emreli ve Okanlı, kusursuz ortasahasıydı.
Bugün Galatasaray Feldkamp ile ne 3–5–2 ne de 4–4–2 oynuyor, sarı kırmızılıların sistemi 6 ve 4; 6 savunma oyuncusu ve 4 santrafor ile maçlar oynanıyor. Barış, Servet, Song, Linderoth, Hasan Şaş ve Volkan altılısından hiçbiri hücuma katılmadığı gibi Hakan, Nonda, Lincoln ve Arda’nın da top rakipteyken topu alacak ya da en azından rakibin rahat pas yapma olasılığını ortadan kaldıracak en ufak bir çabasını göremiyoruz. Böyle olunca da hatları kopuk Galatasaray ne sağlıklı bir savunma yapabliyor ne de hücum. Rakip takım yürüyerek neredeyse ceza alanımıza girerken biz olgun bir atak yapmak için akla karayı seçiyoruz.
Takıma bir tek Lincoln’ü ekleyerek tekrar bir UEFA zaferi beklemek, 2000 yılının gizli kahramanlarını, Taffarel’i, Popescu’yu, Okan’ı, Emre’yi, Fatih Akyel’i ve diğerlerini göz ardı etmekten başka bir şey olamaz. Zaten Galatasaray’ın o efsane kadrosundaki en önemli isimler Hagi ile birlikte orta sahayı paylaşan ama bunu yaparken de hem savunmaya hem de hücuma büyük destek veren Emre, Okan ve Hakan Ünsal’dı ki bu futbolcular milli takımın tarihindeki en başarılı derecesinde de başrolü oynadılar.
Sonuç olarak Kalli’nin kendi ihtiraslarından önce futbolun doğrularını görmesi özellikle de Avrupa maçlarında çok daha tedbirli bir oyun anlayışı içine girmesi gerekiyor. Günümüzde göze hoş gelen ve her maç bolca gol pozisyonu ve gole sahip olan ama sonuçta oynayana hiçbir elle tutulur başarı getirmeyen “açık” futbolun neredeyse hiçbir temsilcisi kalmamışken Galatasaray’ın bunu sürdürmek istemesi ileride bugünkü konumunu bile arayacak hale getirebilir camiayı. Galatasaray’ın kalan iki maçını kazanması büyük olasılıkla bizi gruptan çıkaracak ve bu iki takım da sarı kırmızılılardan daha iyi asla değil, yeter ki Cimbom içindeki heyecanı tekrar hissetmeye başlasın.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder