
Gerek Fenerbahçe’nin kulüp, gerekse takımlarımızın genel olarak geçmişi göz önüne alındığında her şeyden önce şunu kabul etmek gerekir ki Fenerbahçe’nin bugünkü kuralarda yer alması bile başlı başına büyük bir başarıdır. Elbette yolun bundan sonrası çok daha dikenli ve sarp ancak bugün çekilen kura temsilcimizin yoluna devam etme umutlarını en azından yeşil tutmamızı sağlayacak nitelikte.
Nyon kentinde çekilen kura sonucu temsilcimizin rakibi olan İspanyol ekibi Sevilla olası takımlar arasında karşısında şansımızın en yüksek olduğu takım. Elbette son 2 yılın UEFA şampiyonu ve müzesinde bir de Süper Kupa bulunduran bir kulüp her rakip için korkutucudur ancak bu kurada Fenerbahçe’yi şanslı görmemin nedenleri öncelikle Sevilla’nın çok gol atıp çok gol yiyen bir ekip olması nedeniyle Fenerbahçe’nin sistemi için uygun ekiplerden biri olması ve özellikle ligde deplasman maçlarında zorlamasıdır.
Fenerbahçe’nin son 2 yılda kabuk değiştirdiğini artık görmek gerekir. Geçen sene UEFA grubundan zorlu bir şekilde çıksa da oynadığı futbol ve rakibine kendini hissettirmesi gözlerden kaçmamış, AZ maçlarındaki gerek tecrübesizlik gerekse teknik müdahalesizlikler nedeniyle kötü sonuçlar bile sarı lacivertlilerin kimliğini yitirmesine neden olmamıştı. Oturmuş savunma anlayışı, rakipsiz savunma önü oyuncuları, gole çok meyilli orta sahası ve sırtı dönük forvetiyle “yeni Fenerbahçe” bu sene de hem kendinin hem de tüm takımlarımızın Şampiyonlar Ligi çıtasını yükselterek gruptan çıkmayı başardı ve bunu yaparken tam anlamıyla dosta güven düşmana korku verdi. Bu yeni Fenerbahçe için elbette Alex ve Roberto Carlos çok önemli ama bir diğer önemli etken de başta savunma önü futbolcuların formu olmak üzere genel savunma başarısı. Bu yapısıyla Fenerbahçe bugüne kadar kapanan ekiplere karşı ne kadar zorluk çektiyse kendisine saldıran takımları durdurmada ve kontra ataklar ve duran toplarla onları vurmada da bir o kadar başarılı oldu. Bu doğrultuda genellikle Keita merkezli ve Kanoute amaçlı gelişen ve Şampiyonlar Ligi grup maçlarında ilk haftadaki Arsenal yenilgisi dışında hem iç hem de dış sahada Sevilla’yı galibiyetlere taşıyan etkili ataklar, Ziko’nun severek yaptığı ve en başarılı olduğu kalabalık savunmalı sistem tarafından püskürtülebilir ve Kadıköy’deki maç gol yemeden galip bitirilebilirse, Fenerbahçe’nin, yıllardır korkulu rüyası olan Avrupa’da bir anda kendini ilk 8 takım arasında bulması işten bile olmaz.
İspanyol ekibinin bu seneki lig performansı Şampiyonlar Ligi maçları için asla emsal olmaz ancak en azından kaybettikleri maçların çokluğu bunun Fenerbahçe karşısında da tekrarlanabileceği olasılığını güçlendiriyor. Geçen senenin aksine bu yıl dış sahada sadece bir galibiyet alan kırmızı beyazlıların Şampiyonlar Ligi’ndeki farklı Arsenal yenilgisi de yine deplasmanda gerçekleşti. Fenerbahçe’nin ise hem ligde hem de Şampiyonlar Ligi’nde yakaladığı müthiş Kadıköy grafiği İspanyol ekibini de mutlaka etkileyecektir.
Sonuçta İspanyol ekibi Sevilla eskiden olsa Fenerbahçe için tam bir kâbus olabilecekken bugün yeni Fenerbahçe için özellikle yukarıda değinilen nedenlerden dolayı makul bir kura olarak öne çıkıyor. Umarım Ziko’nun tedbirli sistemi UEFA şampiyonu karşısında büyük bir başarıyla kendini gösterir ve bu sene takımlarımızın arkasındaki pozitif rüzgar bundan sonra da onlara yardımcı olmaya devam eder.
Nyon kentinde çekilen kura sonucu temsilcimizin rakibi olan İspanyol ekibi Sevilla olası takımlar arasında karşısında şansımızın en yüksek olduğu takım. Elbette son 2 yılın UEFA şampiyonu ve müzesinde bir de Süper Kupa bulunduran bir kulüp her rakip için korkutucudur ancak bu kurada Fenerbahçe’yi şanslı görmemin nedenleri öncelikle Sevilla’nın çok gol atıp çok gol yiyen bir ekip olması nedeniyle Fenerbahçe’nin sistemi için uygun ekiplerden biri olması ve özellikle ligde deplasman maçlarında zorlamasıdır.
Fenerbahçe’nin son 2 yılda kabuk değiştirdiğini artık görmek gerekir. Geçen sene UEFA grubundan zorlu bir şekilde çıksa da oynadığı futbol ve rakibine kendini hissettirmesi gözlerden kaçmamış, AZ maçlarındaki gerek tecrübesizlik gerekse teknik müdahalesizlikler nedeniyle kötü sonuçlar bile sarı lacivertlilerin kimliğini yitirmesine neden olmamıştı. Oturmuş savunma anlayışı, rakipsiz savunma önü oyuncuları, gole çok meyilli orta sahası ve sırtı dönük forvetiyle “yeni Fenerbahçe” bu sene de hem kendinin hem de tüm takımlarımızın Şampiyonlar Ligi çıtasını yükselterek gruptan çıkmayı başardı ve bunu yaparken tam anlamıyla dosta güven düşmana korku verdi. Bu yeni Fenerbahçe için elbette Alex ve Roberto Carlos çok önemli ama bir diğer önemli etken de başta savunma önü futbolcuların formu olmak üzere genel savunma başarısı. Bu yapısıyla Fenerbahçe bugüne kadar kapanan ekiplere karşı ne kadar zorluk çektiyse kendisine saldıran takımları durdurmada ve kontra ataklar ve duran toplarla onları vurmada da bir o kadar başarılı oldu. Bu doğrultuda genellikle Keita merkezli ve Kanoute amaçlı gelişen ve Şampiyonlar Ligi grup maçlarında ilk haftadaki Arsenal yenilgisi dışında hem iç hem de dış sahada Sevilla’yı galibiyetlere taşıyan etkili ataklar, Ziko’nun severek yaptığı ve en başarılı olduğu kalabalık savunmalı sistem tarafından püskürtülebilir ve Kadıköy’deki maç gol yemeden galip bitirilebilirse, Fenerbahçe’nin, yıllardır korkulu rüyası olan Avrupa’da bir anda kendini ilk 8 takım arasında bulması işten bile olmaz.
İspanyol ekibinin bu seneki lig performansı Şampiyonlar Ligi maçları için asla emsal olmaz ancak en azından kaybettikleri maçların çokluğu bunun Fenerbahçe karşısında da tekrarlanabileceği olasılığını güçlendiriyor. Geçen senenin aksine bu yıl dış sahada sadece bir galibiyet alan kırmızı beyazlıların Şampiyonlar Ligi’ndeki farklı Arsenal yenilgisi de yine deplasmanda gerçekleşti. Fenerbahçe’nin ise hem ligde hem de Şampiyonlar Ligi’nde yakaladığı müthiş Kadıköy grafiği İspanyol ekibini de mutlaka etkileyecektir.
Sonuçta İspanyol ekibi Sevilla eskiden olsa Fenerbahçe için tam bir kâbus olabilecekken bugün yeni Fenerbahçe için özellikle yukarıda değinilen nedenlerden dolayı makul bir kura olarak öne çıkıyor. Umarım Ziko’nun tedbirli sistemi UEFA şampiyonu karşısında büyük bir başarıyla kendini gösterir ve bu sene takımlarımızın arkasındaki pozitif rüzgar bundan sonra da onlara yardımcı olmaya devam eder.





