Pazartesi, Şubat 04, 2008

Onur Mücadelesi


Geçtiğimiz Pazartesi günü Türkiye Kupası’nda kuralar çekildikten sonra sürpriz bir eşleşme oldu ezeli rakiplerin karşı karşıya gelmesi. Kuradan bugüne geçen kısa sürede kimsenin doğru dürüst “derbi” havasına girdiğini söyleyemeyiz ama David Beckham’ın İngiltere-Arjantin maçları için söylediği gibi Fenerbahçe ile Galatasaray gazozuna maç yapsa kıran kırana geçer. Nitekim bugün de medyası, ortamı, yazarı çizeriyle yarım yamalak bir atmosfer oluşsa da sahada varını yoğunu ortaya koyan 27 futbolcu ve iki teknik adam vardı.
Hafta içinde Fenerbahçe’nin mutlak favori gösterilmesi ve bu tahminlerin bahis oyunlarına dahi sirayet edip artık rakamlarla ifade edilmesi elbette sarı kırmızılılara yapılan büyük haksızlıktı. Bırakın Galatasaray’ın ligde rakibinin önünde olmasını bu takımlardan biri ikinci kümede bile olsa maçlarının adının derbi olduğunu unutan çoğu kimse Fenerbahçe’nin galibiyetinden o denli emindi ki maçın sonucundan çok skor tahminleri yapılıyordu.
Galatasaray’ın tüm Fenerbahçe maçlarında ama özellikle Kadıköy’de rakibinin karşısına sağlam kafayla çıkamadığı ve bunun sonucu olarak da performansını sahaya yansıtamadığı bir gerçek. Ancak bu iki takım arasındaki her maçın bundan öncekilerden bağımsız olduğunu unutan ve istatistiklere bakarak yorum yapılanlar yine istatistiklerin söylediği Galatasaray’ın kupa maçlarındaki üstünlüğünde hiç bahsetmiyordu nedense. Dolayısıyla hafta içinde yaşanan gelişmeler sarı kırmızlıların yaş ortalaması 22 olan genç oyuncularının rakiplerine oranla müthiş hırslanmasını ve maçı adeta onur mücadelesine dönüştürmesini sağladı ve bu 11 yerli adam sonuçta Kadıköy’de Fenerbahçe’yi yine mağlup edemeseler de tüm eksiklerine karşın en azından iki ayaklı mücadele için avantajı ele geçirmeyi başardılar.
Maçla ilgili en ilginç nokta maçın başında Kalli bu skora dünden razı olacakken, maçın sonunda Ziko’nun skordan memnun kaldığıdır. Tecrübeli Alman hoca Kadıköy’de öncelikle yenilmemenin hesaplarını yapmış ve tur biletini ikinci maç sonunda almayı planlamış, Ziko’nun ise bu maçla ilgili tek düşüncesi galip gelip deplasmana avantajlı gitmek olmuştu. Ancak maçın gidişatı konuk takımı öne çıkarınca roller değişti ve beraberlik Kalli’den çok Ziko’yu memnun etti.
Sonuçta önemli bir maç daha geride kaldı. Fenerbahçe tutuk geçirdiği maçı en azından gol yemeden tamamlayarak umutlarını ikinci maça taşırken Galatasaray rakibini yine mağlup edemese de avantajlı bir sonuç, daha da önemlisi haysiyetini çıkardı Saraçoğlu’ndan ve taralı tarafsız herkese bu maçların ciddiyetini göstermiş oldu.
İkinci maça gelince… Elbette bu sonuçtan sonra avantaj Galatasaray’da gibi görünüyor ancak ikinci maçta rakibi karşısına bilenerek çıkan taraf bu sefer Fenerbahçe olacak ve sarı lacivertlilerin derbi karnesi de kendilerine iyi bir referans oluşturacaktır. Bu nedenle bundan sonrası için şansların eşit olduğunu bilmek ve turu geçen tarafın o 90 dakika kadar o güne varıncaya dek yaşanan gelişmeler sonucu ortaya çıkacağını kabul etmek gerekir.

Hiç yorum yok: