Hemen hemen her Avrupa maçından önce kullandığımız bir ifade var: “tarihi bir karşılaşma”... İşte gerekli gereksiz kullanılan bu söz bugün tam anlamıyla yerini buluyor ve açıkçası Fenerbahçe-Sevilla maçını anlatmak için bire bir.
Aslında Avrupa karnesi hiç de iyi olmayan ama son yıllarda elde ettiği sonuçlarla kendine bu kulvarda bir yer edinmeye çalışan Fenerbahçe’nin özellikle bu seneki devler ligi performansı sadece Türk takımları değil tüm üst düzey takımlar tarafından da yakalanması zor bir başarıydı. İkinci tur kuraları çekilirken geçmişi itibariyle, diğer 15 takıma oranla daha mütevazı olan temsilcimiz, İspanyol Sevilla ile eşleşince yorumlar, analizler, istatistikler birbirini kovaladı ve sonunda zaman ve mekân bu iki takımı karşı karşıya getirecek, bizim için tarihi, Sevilla için sadece önemli tarihte, kesişme noktasına ulaştı.
Kuralar çekildiğinde Sevilla’nın ne denli zorlu bir ekip olduğu herkes tarafından açıklandı, hatta taraflı tarafsız bazı kişiler tarafından Fenerbahçe’ye şans dahi tanınmadı. Elbette rakibin özellikle kanatlardaki ve genel anlamda hücum hattındaki etkili silahları herkesi bu şekilde bir düşünceye sevk edebilir ancak iki takım tüm yönleriyle teraziye konulduğunda ortaya hiç de düşünüldüğü gibi bir tablo çıkmamaktadır.
Açıkçası Fenerbahçe’nin Sevilla karşısında en az rakibi kadar şansı olduğunu düşünüyorum, hatta bir adım daha ileri gidersek genel kanının aksine Sevilla’nın olası 8 takım içinde yapı itibariyle Fenerbahçe’ye en uygun ekip olduğu kanısındayım. Bu düşüncemin temel nedeni Fenerbahçe’nin sahada çağdaş futbolda öne çıkan savunma önceliği ile mücadele etmesidir. Bu açıdan rakip Sevilla’nın bol hücumlu sistemi ne kadar tehlikeli silahlara sahip olursa olsun eski yöntem bir anlayış ve her zaman zorlanmaya meyilli. Sarı lacivertlilerin bu seneki Avrupa maçları göz önüne alındığında bu maçlarda yakalanan başarının temelinde öncelikle rakibi durdurmak daha sonra yakalanan pozisyonları değerlendirmek yattığı hemen fark edilecektir. Sevilla’nın savunmasının –evet hücuma çok iyi destek veriyorlar ama- sadece savunma anlamında ortalama bir Avrupa takımı savunmasından daha zayıf olduğunu söylersek yanlış olmaz. Dolayısıyla Fenerbahçe diğer maçlarda olduğu gibi (deplasmandaki İnter maçı hariç) bugün de oyna hükmedebilir, rakibinin hızını kesebilir ve savunma arkasına atılan toplara imkan vermezse büyük bir başarıya imza atacaktır.
Sevilla’nın formda iki forvetinin yanı sıra sağ ve sol kanat oyuncularının kaleye paralel kestiği toplar rakipler için çok tehlikeli oluyor. Burada da en güvenilir nokta hiç şüphesin bize göre sol rakibe göre sağ kanatta oynayan, bu işlerin piri Roberto Carlos. Sağ tarafta ise Gökhan aşağı yukarı yaşıtı olan Navas ile kıran kırana bir mücadeleye girecek ve gerekli motivasyonla rakibinden aşağı kalacağını tahmin etmiyorum.
Sonuç olarak bu eşleşme nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın Fenerbahçe’nin büyük bir mesafe kat ettiği aşikar ve inanıyorum ki olduğundan fazla gösterilen İspanyol rakibi karşısında sarı lacivertliler üstün bir oyun sergileyecek ve rakibini elemeyi başaracak. Unutmadan, oluşturulan objektif görünümlü olumsuz hava belki de en büyük avantajımızdır.
Aslında Avrupa karnesi hiç de iyi olmayan ama son yıllarda elde ettiği sonuçlarla kendine bu kulvarda bir yer edinmeye çalışan Fenerbahçe’nin özellikle bu seneki devler ligi performansı sadece Türk takımları değil tüm üst düzey takımlar tarafından da yakalanması zor bir başarıydı. İkinci tur kuraları çekilirken geçmişi itibariyle, diğer 15 takıma oranla daha mütevazı olan temsilcimiz, İspanyol Sevilla ile eşleşince yorumlar, analizler, istatistikler birbirini kovaladı ve sonunda zaman ve mekân bu iki takımı karşı karşıya getirecek, bizim için tarihi, Sevilla için sadece önemli tarihte, kesişme noktasına ulaştı.
Kuralar çekildiğinde Sevilla’nın ne denli zorlu bir ekip olduğu herkes tarafından açıklandı, hatta taraflı tarafsız bazı kişiler tarafından Fenerbahçe’ye şans dahi tanınmadı. Elbette rakibin özellikle kanatlardaki ve genel anlamda hücum hattındaki etkili silahları herkesi bu şekilde bir düşünceye sevk edebilir ancak iki takım tüm yönleriyle teraziye konulduğunda ortaya hiç de düşünüldüğü gibi bir tablo çıkmamaktadır.
Açıkçası Fenerbahçe’nin Sevilla karşısında en az rakibi kadar şansı olduğunu düşünüyorum, hatta bir adım daha ileri gidersek genel kanının aksine Sevilla’nın olası 8 takım içinde yapı itibariyle Fenerbahçe’ye en uygun ekip olduğu kanısındayım. Bu düşüncemin temel nedeni Fenerbahçe’nin sahada çağdaş futbolda öne çıkan savunma önceliği ile mücadele etmesidir. Bu açıdan rakip Sevilla’nın bol hücumlu sistemi ne kadar tehlikeli silahlara sahip olursa olsun eski yöntem bir anlayış ve her zaman zorlanmaya meyilli. Sarı lacivertlilerin bu seneki Avrupa maçları göz önüne alındığında bu maçlarda yakalanan başarının temelinde öncelikle rakibi durdurmak daha sonra yakalanan pozisyonları değerlendirmek yattığı hemen fark edilecektir. Sevilla’nın savunmasının –evet hücuma çok iyi destek veriyorlar ama- sadece savunma anlamında ortalama bir Avrupa takımı savunmasından daha zayıf olduğunu söylersek yanlış olmaz. Dolayısıyla Fenerbahçe diğer maçlarda olduğu gibi (deplasmandaki İnter maçı hariç) bugün de oyna hükmedebilir, rakibinin hızını kesebilir ve savunma arkasına atılan toplara imkan vermezse büyük bir başarıya imza atacaktır.
Sevilla’nın formda iki forvetinin yanı sıra sağ ve sol kanat oyuncularının kaleye paralel kestiği toplar rakipler için çok tehlikeli oluyor. Burada da en güvenilir nokta hiç şüphesin bize göre sol rakibe göre sağ kanatta oynayan, bu işlerin piri Roberto Carlos. Sağ tarafta ise Gökhan aşağı yukarı yaşıtı olan Navas ile kıran kırana bir mücadeleye girecek ve gerekli motivasyonla rakibinden aşağı kalacağını tahmin etmiyorum.
Sonuç olarak bu eşleşme nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın Fenerbahçe’nin büyük bir mesafe kat ettiği aşikar ve inanıyorum ki olduğundan fazla gösterilen İspanyol rakibi karşısında sarı lacivertliler üstün bir oyun sergileyecek ve rakibini elemeyi başaracak. Unutmadan, oluşturulan objektif görünümlü olumsuz hava belki de en büyük avantajımızdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder