Heyecanlı bir derbi geride kalırken maalesef yine futbol dışı olaylar hafızalara kazındı. Ne tur atlayan Galatasaray ne de kaybeden Fenerbahçe geride kalan 90 dakikadan huzurlu ayrılabildi. Maçlardan sonra hakem üzerinden yorum yapmak dünyanın en kolay, en gereksiz ve yorum yapana en çok zarar veren işidir. Ne yazık ki ülkemizde bu “hakem edebiyatı” sıklıkla yapılıyor ve yine ne yazık ki böyle konuşulan maçların ekseriyeti ortadaki başarısızlığın hiç bir kötü niyeti olmayan hakeme yüklenmesinden başka bir şey olmuyor. Ancak bu genelin dışında bazı maçlar da var ki bu maçlarda hakem sanki “maçtan sonra sedece beni ve kararlarımı konuşun” dercesine bırakın FIFA oyun kurallarını ve sirkülerlerini iki takıma da “artık bu kadar olmaz” dedirtecek şekilde bir maç yönetebiliyor. Nitekim bugünkü karşılaşma bu ender görülen maçlardan biriydi ve karşılaşma sona erdikten sonra ne oyun, ne sistemler, ne goller ne de performanslar konuşabilindi ilk planda, çünkü ilk plan çoktan dolmuştu maçın hakemi ile.Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir galibiyetin nasıl geldiği Galatasaray’ın başarısını asla gölgelemez. Zira kimse sarı kırmızılıların rakibi 11 kişiyken de onları yenemeyeceğini savunamaz ama maalesef bu maçın teknik ve taktiksel yorumlamasından önce Cüneyt Çakır’ın analiz edilmesi gerekir. Cüneyt Çakır’ın art niyetli olduğuna asla ihtimal vermem. Bu şu demek oluyor ki Fenerbahçeli futbolcuların yaptığı hareketleri sarı kırmızılılar yapmış olsa kararlar yine aynı olur bu sefer Galatasary maçı 8 kişi tamalamak durumunda olurdu ancak bu hakemin genel olarak düşüncelerisi ve kararları maalesef maçın önüne geçmiştir.
Bu maçı hiç izlemeyen birine maçta 11 sarı 4 de kırmızı kart çıktı deseniz muhtemelen size “maçta kan gövdeyi götürmüş olmalı” der. Ancak bakıldığı zaman Volkan’ın tekmesi ve Lugano ile Gökhan’ın faulleri dışında rakibe yönelik hiç bir hareket yok zira diğer bütün kartlar itirazdan ve diğer içinde rakibin olmadığı pozisyonlardan kaynaklanıyor. Teşbihde hata olmaz ama hakem bir yerde sahanın polisidir. Tıpkı sokaktaki polis gibi hakem de sahada eşitliği ve adaleti korumak için bulunur ve yine polislerin olduğu gibi gerektiği takdirde kullanması için oyun kuralları hakeme iki silah vermiştir: sarı ve kırmızı kartlar. Bu kartlar hakemin saha içindeki otoritesini korumaya ve gerekirse güçlendirmeye yönelik en büyük yardımcılarıdır. Ancak nasıl bir polis, hırsız bile olsa bir adamı kafasına göre öldüremezse hakem de oyunculara bu kartları istediği gibi rahat gösteremez. Onun içindir ki FIFA devamlı suretle hakemleri şu şekilde uyarmaktadır: “otoritenizin sarsılmasına asla izin vermeyin ama oyuncuları atmak değil sahada tutmak önemlidir.” Gerçekten de oyuncuların, yüzdeyüz haklı bile olsanız, oyundan atılmasının sahadaki oyunu nasıl çirkinleştirdiği ortadayken bu kartların neredeyse hiç birisinin ciddi faul sebebiyle olmamış olması maçın hakemi için çok büyük talihsizlik. Burada genç ama umut veren hakemimizin otoritesi ve kakarlarındaki cesaretle adından övgüyle söz ettirmek istemesini ama ne yazık ki bu işi eline yüzüne bulaştırmasını görüyoruz.
Sonuç olarak bugün kazanan Galatasaray oldu ve sarı kırmızılılar iki maç sonunda rakibine üstünlük sağlayarak yarı finale yükseldi. Galatasaray bu başarıyı rakibi 11 kişi oynasa da başarabilirdi belki ya da kendisi 9 kişi kalsa da; ama yukarıda bahsettiğim nedenlerden dolayı maalesef Hakan’ın golü ya da Gökhan’ın müthiş şutu ancak dördüncü, beşinci planda üzerinde düşünülecek konular olacak.
Hakem hakkında konuşulmasına prim veren bu tip yönetimlerin tekrar yaşanmaması, bugüne kadar olduğu gibi hakem kararlarının artık arkasına saklanılacak bir savunma mekanizmasi olmaktan çıkması ve hakemlerimizin suçluları öldürmek yerine onlara otoritelerini başka yollarla sağlayan polisler gibi davranması, temiz ve ilerlemiş futbolumuz için en büyük dileklerdir.
Son söz olarak sarı lacivertliler için bu talihsiz maçın sonrası da büyük önem taşıyor. Bugünden itibaren yapılan ve yapılmayan açıklamalar, kısacası Fenerbahçe yönetiminin olaya bakışı Fenerbahçe’nin bu zorlu haftalarını birebir etkileyecektir. Bu nedenle ligde ve özellikle Şampiyonlar Ligi’nde çok önemli maçları olan sarı lacivertlilerde taraftarından yöneticisine kadar herkesin yarından itibaren bu maçı her şeyiyle unutup sıradaki maçlara konsantre olması gerekir aksi takdirde geçmişe bakıldığında bu tip hakem hatalarının arkasına sığınanların –en son örnek Beşiktaş’tır- gerçeklik ekseninden ne derece uzaklaştıkları ve gerçeklik noktasına ne denli ağır darbelerle tekrar geldikleri ortadadır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder