Fenerbahçe ilk yarıda genel anlamda başarılıydı. Ancak bu tespit ligdeki puan durumundan ziyade Fenerbahçe’nin kendi içindeki zorluklara karşın sezonun ilk yarısında istenen sonuçları almasından kaynaklanıyor; zaten Fenerbahçe’nin son iki sezonda ligin ilk yarısında topladığı 43 ve 45 puan dikkate alındığında bu sene toplanan puanların bunların çok gerisinde kaldığı açıkça görülüyor. Ancak sezonun hemen başında gelen Ziko, sezon başladıktan sonra transfer edilen futbolcular ve takımın uyum süreci dikkate alındığında tüm bu sıkıntılara karşın Fenerbahçe’nin üç kupada da yoluna devam etmesi kimsenin inkâr edemeyeceği bir başarıdır.Sezona Daum-Ziko değişikliği ile başlayan Fenerbahçe D.Kiev başarısızlığından sonra yaptığı dört transferle, oyun sistemi de dahil olmak üzere, takımı A’dan Z’ye değiştirmiş oldu. Yeni oluşan takımda uyum süreci bir tarafa, Kerim, Tümer ve Appiah’daki formsuzluk ve büyük umutlarla alınan Daivid’in gol orucu Fenerbahçe’nin ilk haftalarda inişli çıkışlı bir grafik çizmesine neden oldu. Ta ki Newcastle maçına kadar bu şekilde ileriye dönük umutsuz bir tablo çizen sarı lacivertlilerde bu maçta ortaya konan futbol ve mücadele takım için tam bir milat oldu. Artık orta sahayı daha kalabalık tutarak Alex’e daha serbest oynama şansı veren oyun planında sağ ve sol kulvarlar Mehmet ve Uğur’a emanet edildi, Kezman tek forvet olarak görevlendirildi, savunma göbeğinde ise yeni transferlere görev verildi. Orta alanda forma şansı yakalayan Deniz ve performansını arttıran Appiah’ın da katkısıyla Fenerbahçe’nin orta sahası parmakla gösterilir bir hal aldı. Bu şekilde oynanan maçlarda rakiplere verilen gol pozisyonu sayısı azalırken, kanatların da katkısıyla daha organize gol fırsatları yakalanmaya başlandı. Öyle ki Fenerbahçe fikstürü dolayısıyla üst üste oynadığı zor maçlardan genel anlamda başarıyla ayrılmayı başardı. Denizlispor beraberliği ile bu zorlu dönemece giren sarı lacivertliler daha sonra ligde ve Uefa’da, içeride-dışarıda yaptıkları maçların hepsini kazanamadı ancak sonuç itibariyle ligde ilk yarıyı yedi puan önde tamamlayıp Uefa’da da gruptan çıkmayı başardı ve asıl önemli olan oynadığı her maçta kendi oyun sistemini sahaya yansıtmayı başardı.
Fenerbahçe’de bütün bu değişikliğin ve gelişmenin birinci mimarı teknik direktör Artur Ziko’dur. Sene başında çok eleştirilen Brezilyalı teknik adamın takıntı ve inattan uzak yapısı, takımın başarısını ön planda tutarak oyun planında yaptığı değişiklikler ve futbolcularla olan uyumu ilk yarıda Fenerbahçe’ye çok şey kazandırdı. Kanımca Fenerbahçe Ziko ile uzun süre yoluna devam ederse elbet başarılı olacaktır.
İlk yarıda takımda aksayan yönler de savunmanın yan toplardaki aczi ve Kezman ile Daivid’in gol vuruşlarındaki eksiklikleri oldu. Zaten kazanılan maçlar göz önüne alındığında bu başarıların çoğunlukla orta sahanın ürünü olduğu görülüyor. Savunmaya yapılan Önder takviyesi yerinde oldu ancak Edu’nun Can’dan daha iyi olup olmadığına bir türlü karar veremedik. Ayrıca Uğur’un hücumdaki başarısını savunmada gösterememesi ve Lugano’nun hamle zaafları yenilen gollere zemin hazırladı. Bu eksikler giderildiği takdirde Fenerbahçe maçlarını daha rahat kazanacaktır.
Şu an gerek futbolcu kalitesi gerekse form grafiği olarak ligimizin en hazır ekibi olarak gösterilen Fenerbahçe’nin geçen sene yaşadığı talihsizliği yaşamamak için potansiyelini daha dikkatli kullanıp üç kulvarda da elinden geleni yapması gerekmektedir.











