14.12.06Saraçoğlu’nu hiç bu kadar dolu görmemiştim. Kale arkasından localara kadar tüm stadı dolduran Fenerbahçeliler, hüzün, umut ve sevinç duygularını arka arkaya yaşadıkları maçta doksan dakika boyunca takımlarını ateşlemekten hiç vazgeçmediler, hem de bin beş yüz Frankfurtluya rağmen. Hepsinin içinde aynı inanç ve istek vardı: gruptan çıkmak. Maç, futbolun heyecanını üst düzeyde yaşatırken gollerin atılma sırası bu oyunun neden kitleleri peşinden sürüklediğini kanıtlar nitelikteydi.
Avrupa mazisinde münferit başarılar bulundurup, genellikle başarısız bir tablo çizen Fenerbahçe’nin yine bir final niteliğindeki maçta rakibine olur olmaz iki pozisyonda şans verip 2–0 geriye düşmesi yine herkesi çıldırtacak normallikte bir durumken bu skordan maçı 2-2’ye getirmek sarı lacivertliler için tam anlamıyla tarihi bir başarı oldu. Bu sene grupta oynadığı hiçbir maçta kötü oynamayan ve bu suretle grubu on puanla lider tamamlaması işten olmayan Fenerbahçe’nin son anda üst tura yükselmesi tam anlamıyla bir futbol cilvesi.
Dünkü maçta da rakibinden üstün oynayan, sahada adeta gol kaçırmayan futbolcusu bulunmayan Fenerbahçe, başarısız diyebileceğimiz savunma ve forvet hattına karşılık üstün orta sahası ile maçı çevirdi. Zaten dün akşamın ileriye dönük en düşündürücü tarafı savunmanın yan ortalardaki çaresizliğiydi. Çok da uzun boylu bir futbolcu olmayan Takahara’nın fotokopi şeklindeki iki golünde de savunma az adamla yakalanmamış ancak yine de Japon futbolcuya şut pozisyonu vermişti ki bunların ikisi de gol oldu. Rakibi öne geçtikten sonra işi bir seviye, 2-0’dan sonra da enikonu zorlaşan Fenerbahçe, kapanan Alman savunması karşısında, sürekli orta alanda kazandığı toplarla etkili oldu. Bu pozisyonlarda Kezman’ın etkisizliği ve genel bir şanssızlık beklenen golü devamlı ertelerken, son on beş dakikada oyuna giren Semih attığı golle gecenin kahramanı oldu.
Burada Ziko’dan bahsetmeden geçilemez. Ziko ile ilgili yapılacak en doğru tespit hiç şüphesiz onun futbolu iyi bildiği ama geldiği andan itibaren de teknik direktörlük tarafını her geçen gün geliştirdiğidir. Dün gece’ye kadar da “b planı” olmamasıyla tenkit edilen Brezilyalı hocanın iki savunmaya dönük orta saha yerine forvet oyuncusu alması son derece yürekli bir hamle oldu. Aslında bu değişiklik tribünler de dâhil herkesin umutlarının solmaya yüz tuttuğu anlarda Ziko’nun umut ağacının hala yeşil olduğunu gösteriyordu. Geçen haftalarda da söylediğim gibi hem kişilik hem de futbol anlayışı olarak çok pozitif olan Beyaz Pele üzerinde durulmaya, sabretmeye ve ısrarcı olmaya değecek bir teknik direktör.
Semih’in kart pozisyonunda ilk planda oyunda kalmayı tercih edip sonra Ç.Rize maçını anımsaması ve akabinde hakemi uyararak maçın tehlikeye düşmesini engellemesi de en az attığı gol kadar önemliydi. Zira Semih’in oyuna devam etmesi, maçın tekrarı için Alman lobisi elinde çok güçlü bir koz olabilirdi. Her ne kadar Semih oyuna bir süre iki sarı kartla devam etse de bu sürenin kısalığı göz önüne alınıp, maça etkisinin olmadığı için skor tescil edilecektir.
Neticede Fenerbahçe elenirse çok yazık olacağı gruptan zor da olsa çıkmayı başardı ve yarınki kurayı beklemeye başladı. Oynanan maçlara bakıldığında, grup liderlerinin oynamaktan en çok çekinecekleri üçüncülerden biri olan Fenerbahçe’nin biraz daha savunma ve hücum dikkati ve orta alandaki başarısının devamı ile her takımla başa baş mücadele edeceğine inanıyorum. Umarım bugün de Almanya’dan sevindirici haber gelir ve takımlarımız bundan sonraki maçlarda oynanan iyi futbolun karşılığı daha çok alır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder