
Galatasaray’ın bugün bu durumda olmasının en büyük nedeni geçen sene kazanılan şampiyonluktur. Daha doğrusu geçen seneki şampiyonluğun sadece iyi futbolla değil, başta rakibinin çok sürpriz puan kayıpları olmak üzere futbolda çok önemli olduğuna inandığım “topun sevmesi” ile geldiğinin görülmemesi sarı kırmızılılar için başarısız bir sezona neden oldu. “Şampiyonluğun yanıltıcılığı” ile sezona başlayan Galatasaray 27. haftaya kadar ite-kaka getirdiği zirve mücadelesini, Erciyesspor’a boyun eğerek bu sene için tamamlamış oldu.
Geçen sene Galatasaray’ın şampiyonluğundan sonra da yazdığım gibi, hayal gücümüzü biraz çalıştırıp, son maçta gülen tarafın Fenerbahçe olduğunu düşünseydik, Galatasaray açısından tablo hiç de iç açıcı olmayacaktı. Zira şampiyonluğun kaçmasıyla ortaya çıkan başarısızlığın nedenleri araştırılacak, belki Gerets, belki Özhan Canaydın, belki Hasan Şaş, Hakan Şükür ve diğerleri belki de hepsi birden takımdan ayrılacak ve yeni kişilerle (yönetici- futbolcu) ortaya bambaşka bir Galatasaray çıkacaktı. Bu düşünce futbolda zaman zaman kullanılan “se-sa” dilek şart kipi cümlelerine benzetilebilir. Ancak bu cümlelerin kim tarafından kurulduğu çok büyük önem taşır. Kanımca mağdur olan bir takım hiçbir zaman “o top gol olsa” ya da “hakem hak ettiğimiz o penaltıyı verse” gibi cümleler kurmamalıdır zira bu düşünceler başarısızlığın üzerini örtmekten ve kötü durumları yansıtmaktan başka bir şey değildir. Diğer taraftan dilek şart cümleleri kazanan takım için gerçeği yakalama açısından çok önemlidir. Mesela üç puan kazanılan anacak hiç de iyi oynanamayan bir maçtan sonra, yöneticilerin ve teknik adamların “o golü yeseydik” ya da “atamasaydık” gibi gerekçi yaklaşımları onların bu kötü futboldan nasıl çıkacakları konusunda kendilerine yardımcı olacaktır. Hele hele kıl farkıyla kazanılan bir şampiyonluktan sonra bu tür geleceğe ilişkin düşüncelere sahip olmamak takımlar için gayet kötü sonuçlar doğurabilir. Bu durumu Galatasaray’a bağlayıp konuyu özetlersek eğer geçen sene Galatasaray bir yanda şampiyonluğu kutlarken diğer tarafta bu şampiyonluğun pekâlâ Fenerbahçe’ye de gidebileceğini düşünme büyüklüğünü gösterseydi bugün sarı kırmızılıların yeri ve durumu bu olur muydu? Nitekim maalesef ülkemizde düşünce bazında yaşanılan eksiklik futbola bile sirayet ederek olayları olduğu gibi değil istediğimiz gibi görmemize neden oluyor. Bu eksikliğin bu sezondan itibaren sadece Galatasaray değil tüm takımlarımız tarafından aşılmasını dilerim.
Geçen sene Galatasaray’ın şampiyonluğundan sonra da yazdığım gibi, hayal gücümüzü biraz çalıştırıp, son maçta gülen tarafın Fenerbahçe olduğunu düşünseydik, Galatasaray açısından tablo hiç de iç açıcı olmayacaktı. Zira şampiyonluğun kaçmasıyla ortaya çıkan başarısızlığın nedenleri araştırılacak, belki Gerets, belki Özhan Canaydın, belki Hasan Şaş, Hakan Şükür ve diğerleri belki de hepsi birden takımdan ayrılacak ve yeni kişilerle (yönetici- futbolcu) ortaya bambaşka bir Galatasaray çıkacaktı. Bu düşünce futbolda zaman zaman kullanılan “se-sa” dilek şart kipi cümlelerine benzetilebilir. Ancak bu cümlelerin kim tarafından kurulduğu çok büyük önem taşır. Kanımca mağdur olan bir takım hiçbir zaman “o top gol olsa” ya da “hakem hak ettiğimiz o penaltıyı verse” gibi cümleler kurmamalıdır zira bu düşünceler başarısızlığın üzerini örtmekten ve kötü durumları yansıtmaktan başka bir şey değildir. Diğer taraftan dilek şart cümleleri kazanan takım için gerçeği yakalama açısından çok önemlidir. Mesela üç puan kazanılan anacak hiç de iyi oynanamayan bir maçtan sonra, yöneticilerin ve teknik adamların “o golü yeseydik” ya da “atamasaydık” gibi gerekçi yaklaşımları onların bu kötü futboldan nasıl çıkacakları konusunda kendilerine yardımcı olacaktır. Hele hele kıl farkıyla kazanılan bir şampiyonluktan sonra bu tür geleceğe ilişkin düşüncelere sahip olmamak takımlar için gayet kötü sonuçlar doğurabilir. Bu durumu Galatasaray’a bağlayıp konuyu özetlersek eğer geçen sene Galatasaray bir yanda şampiyonluğu kutlarken diğer tarafta bu şampiyonluğun pekâlâ Fenerbahçe’ye de gidebileceğini düşünme büyüklüğünü gösterseydi bugün sarı kırmızılıların yeri ve durumu bu olur muydu? Nitekim maalesef ülkemizde düşünce bazında yaşanılan eksiklik futbola bile sirayet ederek olayları olduğu gibi değil istediğimiz gibi görmemize neden oluyor. Bu eksikliğin bu sezondan itibaren sadece Galatasaray değil tüm takımlarımız tarafından aşılmasını dilerim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder