Pazartesi, Kasım 13, 2006

Düzgün Boyunlu Deve

Yazar: Barış Doğan 13.11.2006

Yazıma Beşiktaşlıların yüreğine su serpecek bir cümle ile başlamayı uygun gördüm. Beşiktaş önümüzdeki hafta oynanacak Fenerbahçe karşılaşmasında bu maçtan daha iyi bir performans ortaya koyacaktır. Şöyle ki; bir takım bir maçta ancak bu kadar kötü oynayabilir. Deveye sormuşlar “boynun neden eğri?” diye o da “nerem doğru ki” demiş. Cumartesi günü oynan maçı en güzel özetleyen cümle bu olsa gerek. Maçın trajikomik yanı ise Mehmet Yıldız’ın son dakikalarda kaçırdığı karşı karşıya bir pozisyonda Beşiktaş taraftarının pozisyonun golle sonuçlanmaması neticesinde üzülmesi idi. Taraftar demişken; gerçekten bir taraftar ancak bu kadar güzel durum tespiti yapar. Belirli konularda iyi irdelenmesi gereken bir taraftar topluluğuna sahip olan bir takımın bu hallerde olması taraftar açısından çok üzücü olmalı.

Gelelim maça,

Delgado’nun yokluğunda yine takım için sezon başından beri sorun olan çift forvet sistemiyle maça başlayan Tigana ideal santrafor olarak takımda yer bulan Nobre (sakatlığının da etkisi vardı) ve Gökhan Güleç’in yerine topu ayağında daha fazla tutabilen ve kaleye direkt gidebilen orta saha kökenli İbrahim Akın ile oyuna başlamıştı. İbrahim Akın haftalardır düzenli bir şekilde oynamamasına rağmen takımda gole en yakın hareketleri yapan isim olarak dikkat çekti.

Gole yakın hareketlerden anladığımız gol pozisyonu ise Beşiktaş’ın maç boyunca bir elin parmaklarının yarısı kadar pozisyonu olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun en büyük nedeni ise orta sahada yer alan futbolcuların oyunu yönlendirmede ve forveti desteklemede yetersiz kalmalarıydı. Aynı üçlü defansif görevlerini de yapamayınca Sivasspor tarihi bir farkı kaçırdı.

Maçın en önemli rakamı ise Beşiktaş’ın maç boyunca yapmış olduğu 81 top kaybıydı. Topun oyunda ortalama 50-55 dakika kaldığını düşündüğümüzde bu rakamın önemi bir kat daha artıyor. Oyunculara tek tek baktığımızda ise vasata erişen futbolcunun olmadığı görüldü. Runje klasikleşen hatalarına bir yenisini daha eklemesine rağmen yaptığı bir iki kurtarış ne onu ne de takımını kurtarabildi. Takımı 3 blok olarak düşündüğümüzde yakalanan onca pozisyona rağmen takımın en iyi bölümünün defans dörtlüsü olduğunu düşünmekteyim. Fakat bunlar tamamen kötünün iyisi olarak nitelendirilebilecek performanslardı. İbrahim Üzülmez defansif görevini yerine getirme konusunda gayretli iken ofansif anlamda yıllardır süren kısır performanslarına bir yenisini daha ekledi. İbrahim Toraman ikinci yarıda Tigana tarafından sağ kanada alındıktan sonra daha fazla etkili oldu fakat oyunun kaderini değiştirmeye yetecek bir katkıda bulunamadı. Koray ilk yarı sağ kanatta ikinci yarı ise defansın göbeğinde etkisizdi. Gökhan Zan ise maçın kaderini ancak tek şekilde değiştirebilirdi. Tigana tarafından maçın son bölümünde forvet hattına alınsa ve maç boyunca hiçbir şey üretmeyen takım en azından uzun toplarla doldur boşalta dönüp şansını denese belki de bir iki karambol ile pozisyona girecekti.(Beşiktaş’ın Daum yönetiminde şampiyon olduğu sezon Alpay bu tür durumlarda maçın son dakikalarında hücuma çıkar ve pozisyon yaratmaya çalışırdı.) Ayrıca Sivasspor defansında Servet ve Hakkı’nın yer aldığını hatırlatmayı uygun görüyorum. Orta saha ise takımın en kötü hattıydı. Tigana’nın Serdar Kurtuluş inadını anlamak imkânsız. 19 yaşında bir oyuncuya bu kadar şans verilmesi için ya çok yetenekli olması gerekir ya da maç başına ortalama 40 km. koşması gerekir. Fakat bu özelliklerin hiçbiri genç Serdar’da bulunmamakla beraber defanstan çıkarken kaptırdığı iki topun Sivasspor için net pozisyonlara dönüşmesi ise genç oyuncunun şanssızlığı idi. Keleberson’un son haftalardaki en istekli oyununu oynamasına rağmen Tigana tarafından oyundan alınması ise Tigana’nın maçtaki sayısız taktik hatalarından biri idi. Ricardinho’nun ise sorumluluk almadan 2 metre yakınındaki futbolcu ile pas alışverişinde bulunması sezon başında en çok güvenilen isim olan bu futbolcu açısından devam eden hayal kırıklıklarının son halkası idi. Burak Yılmaz ise kafasındaki büyük Burak Yılmaz imajını silmeden bırakın direkt oynamayı yedek kulübesinde bile yer bulamaz. Her pozisyonda kendini yere atmaya devam ettiği bu maçta aldatmaya yönelik hareketlerine hakem Selçuk Dereli’den cevap almaması dürüst oyunu sevenler için sevindirici bir gelişmeydi. Forvet hattı için söylenecek fazla bir şey yok. Top gelmeyen oyuncuların bu şartlarda etkili olmaları tamamen tesadüflere bağlıydı ve o tesadüfler gerçekleşmeyince skor tabelası Beşiktaş adına değişmedi.

Maçta dikkat çeken diğer bir önemli nokta ise Beşiktaşlı oyuncuların en ufak bir omuz darbesinde yere düşmeleri ve ayakta kalmakta zorlanmalarıydı. Takımın iyi idman yapmadığını iddaa etmiyorum fakat oyuncular saha içinde biraz daha sağlam durmayı öğrenmeliler.

Tigana için ise ayrı bir paragraf açmayı uygun görüyorum. Tıkanan taktiğini haftalardır değiştirmeyen ve oyunu tiyatro seyreder gibi seyreden birine camianın daha fazla dayanması mümkün görünmemektedir. Oyuna tek müdahalesi ikinci yarının başında üç oyuncunun yerini değiştirmesi oldu. Gerçi bu taktiğin etkinliği de sadece 10 dakika sürdü. Yaptığı oyuncu değişiklikleri ise hatalıydı. Oyuna forvet oyuncusu alarak müdahale etti ama oyuna forvet oyuncusu alması için forvete top gelmesi lazım. Fakat azizim kalabalık olan Sivasspor ceza sahasına bir oyuncu daha göndererek durumu iyice içinden çıkılmaz hale getirdi.

Sivasspor için ise bu tür maçlarım klasik yorumu olan “akılcı oynadı” yorumunu yapamayacağım. Çünkü karşısındaki takım o kadar kötüydü ki onlar bile oyun içindeki şaşkınlıklarından dolayı yakalamış oldukları 7 net pozisyonunu gole çeviremediler.

Hiç yorum yok: