Pazar, Kasım 12, 2006

Ekstra 1 Puan (DEN-FB)




Bugün sahada puan ya da puanları hak eden bir takım varsa o da Denizlispor’du. Gol pozisyonu açısından gayet kısır geçen maçta, bakıldığında Denizlispor biri direkten dönen olmak üzere iki gol pozisyonu yakalarken, Fenerbahçe’nin sadece yarım pozisyonu var. Bu nedenle, geçen sene şampiyonluğun bırakıldığı Denizli’den alınan bir puan Fenerbahçe açısından oynanan futbol düşünüldüğünde başarıdır.
Maça yine tek forvet ve yedek kulübesinde Kezman, Ümit, Mehmet Yozgatlı, Aurello ve Rüştü ile başlayan Ziko’nun bu kadrosu ilk planda saygı duyulabilecek bir kadro iken oyunun gidişatına göre yapılmayan ya da yanlış yapılan değişiklikler Fenerbahçe açısından maçın kaderini belirledi. Denizlispor, maçın başından sonuna kadar bir puan için sahadaydı. Savunmayı kapalı tutup orta alanda Yusuf ile atak olgunlaştıran Denizlispor gol atmaktan ziyade gol yemeden maçı tamamlama çabası içindeyken topla buluşan her Fenerbahçeliye de iki-üç futbolcuyla baskı yaparak rakibin olası gol pozisyonlarının başlamadan bitmesini sağlıyordu. Bu baskıya çanak tutan Fenerbahçe’nin yavaş oyun sistemi sonunda ilk yarı neredeyse hiç oynanmadan golsüz sona erdi.
Devre arasında Ziko’nun oyunu çevirmesi için ne yapacağı düşünüldüğünde akla hemen, fazla çıkmayan rakibe karşı, hücum hattını güçlendirmek geliyordu. Böyle bir ortamda Ziko ancak altmış beşinci dakikada Kezman’ı sahaya sürdü ama Deivid’in yerine! Diğer bir değişle Fenerbahçe’de değişen hiçbir şey olmadı. Bu değişiklikten sonra yapılan yine sadece aynı bölgenin oyuncularının kendi aralarında değiştirilmesi de oyunun kaderini değiştiremedi ve maç başladığı gibi sona erdi. Hal bu ki yapılması gereken Kezman’ı Daivid’in yanına ve Yozgatlı’yı da daha erken oyuna alarak durağan giden oyunu daha hareketlendirmek ve en azından gol pozisyonuna girmek olmalıydı. Zira Tuncay ve Tümer ile baskı altında oynayan Alex’in etkisiz kaldığı maçta oyunu hareketlendirmek ancak bu şekilde mümkün olurdu.
Geçen hafta canlı yayında izlediğim Ziko’nun sorulara verdiği yanıtlar gerçekten kafamda önemli soru işaretleri uyandırdı. Zira en temel konularda dahi Brezilyalı hoca beklenmedik yanıtlar verip izleyenleri şaşırtıyordu. Bunlardan en önemlileri; takımın hızlı oynadığında başarısız olacağı ve Appiah’ın geçen seneye oranla daha defansif oynamasıydı. Geldiği günden beri aşama kaydeden ve futbolun doğrularını zamanla gören Ziko’nun anlaşılan düzeltmesi gereken konuları var.
Bugün bakıldığında ilk yedi hafta sonunda Ziko’ya karşı düşünülenler ne kadar yanlışsa alınan üç-dört galibiyetten sonra oluşan olumlu fikirler de o kadar sağlıksız. Çünkü Fenerbahçe yeni kadrosuyla hala kendisini kanıtlamış bir takım değil. Her maçında baskılı oynayıp yense de yenilse de iyi mücadele ederek futbolun doğrularını yapan bir Fenerbahçe’nin oluşması için öncelikle Ziko’nun yukarıda sayılan eksikliklerini tamamlaması gerekir.
Haftaya bu senenin ilk derbi maçına çıkacak sarı lacivertlilerde alınacak galibiyet yine sorunların hasıraltı edilmesine yeterli olacaktır ancak puan kaybı olursa işler daha çok sarpa sarabilir. Ancak iki takımı kıyasladığımızda kendi sahasında oynayan Fenerbahçe’yi daha şanslı görüyorum. Ayrıca bu sene ligimizde kalite düşük olmasına karşın her takımın her maçta puan kaybedebileceği, heyecanlı maçlar oldu ve bundan sonra da böyle devam edeceğe benziyor. Bu nedenle geçen sene seksen bir puanla şampiyon olamayan takımlar bu sene yetmiş iki puanla bile bu işi başaracak gibi görünüyor.

Hiç yorum yok: