Perşembe, Kasım 02, 2006

Çakallar ve Aslan (PSV-GS)

01.11.06
Aslında herkes çok ümitliydi Galatasaray’dan. Gerek son maçlardaki başarılı futbol gerekse Şampiyonlar Ligi’ndeki kötü gidişatı ortadan kaldırma hırsı hepimizi Galatasaray’ın Hollanda’dan en azından bir puanla döneceğine inandırmıştı. Ancak Tomas’ın kırmızı kartı bir tarafa Galatasaray sahada adeta bir siluet gibi top oynadı ve baskılı oynayan rakibine karşı tek bir gol pozisyonuna dahi giremedi. Bu sonuçtan sonra tek ümidimiz sarı kırmızılıların Bordo’yu yenerek yoluna UEFA kupasında devam etmesidir.
Maça tek forvet Ümit Karan ile başlayan ve bu futbolcuyu beslemesi için Hasan Şaş, Arda ve İliç’e görev veren Geretz yine iki savunmaya yönelik orta saha oyuncusuyla tedbirli bir anlayışla çıktı sahaya. Maçın otuzuncu dakikasına kadar kısır bir görüntüde geçen karşılaşmada Tomas, Psv’nin net gol pozisyonunu faulle kesince takımını on kişi bıraktı ve bu dakikadan sonra zaten hiç olmayan Galatasaray gol pozisyonları iyice imkansızlaştı. Çünkü en azından bir puan hesapları yapan Geretz oyun anlayışını değiştirmediği gibi takımın ileri çıkmasına izin vermedi. Galatasaray’ın bütün umutları on dokuz yaşındaki Arda’ya bağlanmıştı. Yeri gelmişken Arda’nın ne kadar yetenekli ve önemli bir futbolcu olduğuna kimsenin itirazı olamaz ancak koskoca Galatasaray’ın bütün yükü bu gencin omuzlarına biniyorsa bu işte bir terslik var demektir. Barselona’da Ronaldinho, İnter’de Figo, Real Madrid’de Becham ne ise Galatasaray’da da Arda’nın o olması bekleniyor. Ancak bu futbolcuların tecrübe ve yetenekleri göz önüne alındığında Arda’ya yapılan haksızlık tüm çıplaklığı ile gözler önüne çıkıyor. Arda Galatasaray’da kaliteli ve tecrübeli ağabeylerinin yanında kendini pişirmesi gereken ve bu şekilde önü çok açık olan bir futbolcu durumundayken, şu anda çakalların arasına atılmış bir aslan yavrusu misali çaresiz kalıyor. Bu nedenle Geretz’in onu daha fazla yıpratmamak için oyundan alması son derece doğru bir karardı.
Sonuçta her ne kadar rakibi çok formda da olsa Galatasaray’ın bu şekilde rakibine teslim olması, futbolumuzun kısır çekişmelerden dolayı ileriye dönük hiçbir gelişme kaydedememesinin bir kanıtıdır. Galatasaray’ın ise bireysel olarak Şampiyonlar Ligi’ndeki başarısızlığı her zaman söylediğimiz Ali Sami Yen’in hazırlanamaması ve kadro yetersizliği oldu. Bu şekilde UEFA’da da başarılı olmak zor ama en azından bu kupaya katılmak Galatasaray için başarı olacaktır.

Hiç yorum yok: