
Bu maç dönüm noktasıydı. Ya alınacak üç puan tüm moralleri yerine getirerek sezon başından beri süre gelen olumsuzlukları unutturacak ya da alınan mağlubiyet kulübün üzerindeki kara bulutları daha da yoğunlaştırarak, işleri çıkmaza sokacaktı; maalesef ikincisi oldu.
Aslında maça çok iyi başlayan, ilk yarıda rakibine neredeyse hiç pozisyon şansı vermeyen, üstüne üstlük güzel bir de gol bularak skor avantajı yakalayan Galatasaray, defansına hiç iş düşürmeden, orta alanda İnamoto ve Ayhan’ın başarılı oyunu, Arda’nın müthiş bindirmeleri, Sabri’nin mücadelesi ve Ümit’in tehlikeleri sayesinde oyununu rakibine kabul ettirmiş, tribünlerin güvenine mazhar olmuş ve tüm Hollandalılar’ı da bu maçtan alınacak bir puana şükür edecek hale sokmuştu. Zira, özellikle Arda ve İnamoto bugün üzerlerine düşen görevi fazlasıyla yapıyor, gerek rakibin pozisyonlarını başlamadan sonlandırıyor, gerek se takımlarının rakip kalede pozisyon bulmasına zemin hazırlıyordu. Aydın ve Ayhan ise mücadeleleri ile takımın rakibe karşı diri durmasında büyük rol oynuyor, aynı zamanda kaptıkları topları arkadaşlarına çok yüksek bir yüzdeyle veriyorlardı. Bu şekilde devam eden oyunun sabaha kadar oynansa Galatasaray’ın galibiyeti ile sonuçlanacağı düşünülüreken, o ana kadar kalemizde ciddi bir pozisyon bulamayan PSV’nin, yine yarım sayılacak bir pozisyonda, Mondragon’un belki de oyuna soğumasından kaynaklanan büyük hatası nedeniyle, bulduğu gol bir anda düm dengeleri alt üst etti. Maçın ilk altmış dakikasını özlenen, beklenen Galatasaray gibi geçiren sarı kırmızılılar, bu dakikadan sonra adeta kimlik değiştirerek bir anda, ligdeki isteksiz, formsuz, güçsüz kişiliklerine büründüler. Bu dakikadan sonra oyunu tamamen rakip yarı sahaya yığarak tekrar üstünlük sayısını aramak isteyen Geretz’e fatura, bir kontra topun peşinden giderek Mondragon’la karşı karşıya kalan Kone tarafından kesildi..
Bu maçın en kısa açıklaması, fizik ve kondisyon açısından yetersiz olan Galatasaray’ın kendi sahasında –Olimpiyat Stadı ile ilgili yorumlarım bundan önceki yazılarda fazlasıyla mevcuttur- ve önde olmasına karşın bu skoru koruyamaması ve basit hatalarla rakibine boyun eğmesidir. Zaten sezon başındana beri alınan kötü skorlarla diken üzerinde bulunan futbolcular, beraberlik golünden sonra kontrolü de kaybedince olası bir puan da güme gitti.
Maçtan önce istifası cebinde olup olası bir kötü sonuçtan sonra görevinden ayrılacağı söylenen Geretz’in şu aşamada ayrılması hiç bir şeyi çözmeyeceği gibi takımı daha da zora sokacaktır. Kaldı ki iyi bir motivasyon ve doğru bir kadro ile maça başlayan Belçikalı’nın tek ama en büyük eksiği takımına, fiziğini ve enerjisini yerinde kullandıramaması oldu. Ancak sezon sonuna kadar da, artık ne futbolcu ne de yönetim açısından kendisine güven kalan ve bu aşamadan sonra ağzıyla kuş tutsa kimseye yaranamayacak Geretz ile devam edileceğini düşünmüyorum. Muhtemelen sezon ortasında Galatasaray Gerezt ile yollarını ayıracaktır.
Maçın en kötü anları ise son dakikalarda sahaya giren kendinibilmezlerdi. Ne Galatasaraylı, ne de futbolsever olduğuna inandığım bu kişiler muhtemelen maçı sabote etmek isteyen terörist ruhlu kişiler. Bu olaylar konusunda zaten sabıkalı olmamız nedeniyle özellikle kendi sahamızda bu tip olaylara kesinlikle izin vermememiz gerekir. Bu olaylardan dolayı Galatasaray muhtemelen para cezası ile kurtulacak ama tekrarı halinde çok daha kötü yaptırımlarla karşılaşabiliriz.
Artık Galatasaray için Avrupa’da tek hedef UEFA Kupası’na katılmak olmalıdır. Bu nedenle bundan sonraki her maça galibiyet değil öncelikle puan için çıkılmalı, üçüncülük için mücadele verilmelidir. Zira hem Galatasaray hem de futbolumuz adına alınacak her puanın altın kadar değeri var. Sadece Galatasaray değil genel olarak geriye giden futbolumuzun içinde bulunduğu kaostan en kısa zamanda çıkması dileğiyle...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder