Bu sene Galatasaray’ın her Avrupa maçından sonra dönüp dolaşıp lafı Ali Sami Yen’e getireceğiz. Bunun nedeni ise oynana her maçtan sonra daha iyi anlaşılıyor. İlk maçta Olimpiyat Stadı’nda Şampiyonlar Ligi’ne kötü bir başlangıç yapan Galatasaray, Liverpool maçı öncesi kendisine hiç şans tanınmayan bir şekilde İngiltere’ye gitti. Halbuki ilk maçta üç puan bir Galatasaray, Liverpool maçına hem bu moralle hem de özgüvenle çıkacak, rakibi de bu oranda kendisinden çekinecekti.
Dünkü maçın kaderini maalesef yine savunma hataları çizdi. Ancak bu savunma hatalarının diğerlerinden farkı takım savunmasından ziyade bireysel olmalarıydı. Beşiktaş maçında sahada yıldızlaşan Song’un dünkü performansını Kamerun milli takımı teknik direktörü gördüyse, kendisini takıma çağırmadan önce iki kere düşünecektir. Buna geçen seneden beri sıkıntı yaşayan Tomas’ın da bu formsuzluğundan kurtulamayışı eklenince ilk on beş dakikada maçın gidişatı büyük oranda belli oldu. Aslında çok pozisyon üretemeyen ancak sağlı sollu ortalarla ve diri orta sahasıyla Liverpool, seyircisinin verdiği ivmeyle ilk yarı sonunda soyunma odasına moralli gitti. İkinci yarının hemen başında, yine ceza sahasında markajsız kalan Crouch farkı üçe çıkarırken sadece İngilizler değil biz de artık bu maçın farka doğru gideceğini düşünmeye başlamıştık. Bu noktada yapılan iki değişiklik bir anda sahadaki tabloyu tersine çevirdi. Ümit Karan’la bulunan iki gol, Anfield Road’da buz gibi bir hava yarattı ve kalan dakikalar Liverpool’un zaman geçirmeleri, Galatasaray’ın da eski günlerinde olduğu gibi rakibine sahayı dar etmesiyle geçti.
Burada Geretz’in Ümit Karan tercihi son derece doğruydu. Zira maça Ümit’le başlasa bu futbolcu bu derece kendini unutturup gol yollarında başarılı olamayabilirdi. Ümit’in oyuna sonradan dahil olması ve hücumdan adam çıkmadan bu değişikliğin yapılması Liverpoll savunmasını adam paylaşmada ciddi anlamda sıkıntıya soktu. Ancak takımın en tecrübeli oyuncularından Hasan’ın ilk on birde başlaması hem kendisi hem de takımı adına daha hayırlı olurdu. Bu tip maçlarda daha performanslı oynayan Hasan dikkat edilirse oyuna girdikten sonra gerek rakibi bozmada gerekse arkadaşlarına pozisyon hazırlamakta çok etkili oldu.
Bugün bakıldığında, yenilmesine karşın, Galatasaray’ın ikinci yarıdaki performansı sadece bizim tarafımızdan değil tüm maçı izleyenler tarafından takdirle karşılandı. 3-0 gerideyken, deplasmanda Liverpool karşısında skoru 3-2’ye getirmek, sahadaki ve tribündeki Liverpoollular’ın dizlerini titrekmek, yerli yabancı medyanın alkışı almak hiç de kolay bir iş değil. Anack olayın bir de gerçeklik boyutu var. Tüm bu pembe olaylar asla gözümüzü boyayıp olayların gerçek yüzünü görmemizi engellemesin. Sonuçta Galatasaray Liverpool’a mağlup olmuştur ve yenilgi hiç bir şartta olumlu kabul edilemez. Sadece atılan golleri görüp başkalarının bizim hakkımızda söylediği güzel sözlerle mest olurken çok basit hatalarla yenen üç golün de unutulmaması gerekir. Aksi takdirde olaylardan ders çıkaracağımıza kendi küçük dünyamızda eğlenmeye dalar ve bu uykudan öyle büyük bir sürprizle uyanırız ki o zaman, her şey için çok geç olur. Dünkü belirli dakikalardaki iyi futbol sadece PSV maçına yansıdığı oranda başarı sayılacaktır.
Galatasaray için bu maçın sadece ufak bir moral olması ve sarı kırmızılıların, ayın on sekizinden başlamak üzere daha dikkatli bir şekilde Avrupa maçlarına devam etmesi gerekir. Ancak hemen itiraf edelim ki önümüzdeki PSV maçında da Ali Sami Yen’i çok arayacağımızı düşünüyoruz.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder