
Üç büyüklerin teknik direktörleri tartışılırken bence en çok Tigana’nın gidişi takımına zarar verir. Çünkü Tigana, her ne kadar bazan bariz hatalarla taraftarını ve camiayı çıldırtsa da elindeki mücadeleci ama teknik açıdan sınırlı kadrosuyla, hem yeme hem de atma açısından kısır maçlarıyla ve göze hoş gelmeyen sistemiyle yavaş yavaş Beşiktaş’ı bir noktaya getirmeye çalışıyor. Bugün iyi oynayan Gençlerbirliği’ni yenerek, rakiplerinden ikisinin puan kaybettiği haftada üç puan alması Beşiktaş için çok olumlu bir gelişme.
Bugün maçı kazanmasına karşın Beşiktaş, özellikle ilk yarının başı ve maçın son anları göz önüne alındığında hala rakibine karşı üstün bir futbol oynayamıyor. Anck şunu da kabul etmek gerekir ki Beşiktaş, Galatasaray ya da Fenerbahçe gibi potansiyelinin çok altında bir futbol oynamıyor. Diğer bir ifadeyle Beşiktaş bugünkü futbolunun üzerine elbette bir şeyler koyabilir ve koymalıdır ancak, futbolcu kalitesi ve tecrübesi düşünüldüğünde bunun takımı ikiye katlayacak bir fark yaratması söz konusu değildir. Çünkü Delgado, Richardinho ve Kleberson’u bir tarafa koyarsak Beşiktaş’ta geriye kalan hiç bir futbolcu maçı alıp götürecek, rakibinin kendisine özel önlem almasını gerektirecek, kısaca sonucu değiştirecek nitelikte değil. İşte bu noktada takımı bu şekilde oluşturan Tigana’nın mücadeleye dayalı futbol anlayışı ortaya çıkarak Beşiktaş’ın ligden kopmamasını, Avrupa’da mücadele etmesini sağlıyor.
Hafta içi oynanacak Tottenham maçında benim favorim mutlaka Beşiktaş’tır. Zira her ne kadar Premier Lig’in adı duyulmuş ekiplerinden bir olan Tottenham hiç de kolay bir lokma olmasa da İnönü Stadı’nda, seyircisinin desteği ile Beşiktaş’ın UEFA gruplarına güzel bir başlangıç yapacağını düşünüyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder