Perşembe, Ekim 05, 2006

Teknik Adam Seçimi

Sezon başında göreve getirilen Ziko, futbol anlayışını hücum olarak tanımladı ve hem taraftarlarına hem de rakiplerine bol gollü ama yediğinden fazla atacağı maçlar taahhüt etti. İlk maçta da Erciyesspor’u farklı mağlup eden Zikolu Fenerbahçe mutlu günler yaşıyordu. Ancak haftalar ilerledikçe, ortaya çıkan sorunlar, gerek savunmada gerekse hücumdaki eksiklikler takımın sadece Şampiyonlar Ligi’ne katılamamasına yol açmadı, Süper Lig’de de ilk yenilgi geldi. Bu olumsuzlukları yeni oyuncuyla ortadan kaldırmak isteyen yönetim dört transferle bir anda Ziko’nun eline geniş ancak uyumsuz bir kadro teslim etti. Bu aşamadan sonra hem eleştirilerin, hem alınan oyuncuların hem de taraftarların baskısıyla Fenerbahçe, hücumdan vazgeçmiş, klasik ama katı 4-4-2 ye dönmüş oyun içerisinde oyuncu değişikliklerinden başka bir esnekliği olmayan bir kadroyla maçlara çıkar hale gelmişti. Her şeye karşın rakiplerinden önde olan ve Uefa’da gruplara kalmayı başaran sarı lacivertli camia tam rahat bir nefes almıştı ki dün akşamki yenilgi tüm sevinci, isteği, morali hatta bazıları için umudu alıp götürdü.
Fenerbahçe, Kadıköy’de, rakibi kim olursa olsun her maça 1-0 önde başlar. Eğer maçı kaybediyor ya da berabere kalıyorsa bilin ki rakibi Fenerbahçe’den çok üstün oynamıştır. Zira o atmosfer, destek, görkem ve kalabalık o kadar güçlüdür ki, takıma moral vermenin yanında rakibin de moralini bozar. Böyle bir ortamda, üstelik rakiplerinden ikisi puan kaybetmişken, lige ara verileceği bir dönemde alınacak üç puanla çok büyük bir avantaj yakalayabilecekken sahaya çıkan on bir yorgun ve argın futbolcunun umursamazlıkları sadece tribünlerdeki 42.000 kişiye değil dışarıdaki milyonlara da eziyetten başka bir şey değildi. Kötü futbolun nedenlerini yedek kulübesinin kullanılmaması, oyun içinde oyuna göre değişiklik yapılamaması ya da futbolcuların formsuzluğu olarak gösterebiliriz ama tüm bu göstergeler devamlı bir kişide birleşiyor; o da Artur Ziko.
Fenerbahçe’yi çok kariyerli bir hocanın çalıştırması lazım. Bu kişi sadece teknik anlamda başarılı, futbolu bilen birisi değil aynı zamanda tecrübesi ve ağırlığıyla hem futbolculara hem de medyaya söz geçirebilen ama onların kendisine söz geçiremediği biri olmalı. Daum bu işi kısmen yapsa da son dönemlerde Fenerbahçe’yi çalıştıran ne Lorant, ne Zeman, ne de Denizli bu işi başarabildi. Kurulan onlarca milyon dolarlık kadrolar “beraber kariyer yapacağız” söylemiyle tanınmamış isimlere teslim edildi ve bu dönemlerde alınan başarılar hiçbir zaman kalıcı olamadı. Formula-1’de Ferrari’nin yıllardır başarılı olma nedeni en teknolojik araçla en iyi sürücünün birlikteliğinden kaynaklanıyor. Formula-1’in her anlamda en başarılısı olarak gösterilen Ferrari ile teknik ve becerisiyle rakiplerinden üstün olan Michael’in birlikteliğinden ortaya seyrine doyum olmayan yarışlar çıkıyor. Yoksa ne Ferrari acemi ellerde başarılı olabilir ne de Schumacher kötü araçlarda.
D.Kiev yenilgisinden sonra yapılmayan teknik direktör değişikliğinin bu aşamada yapılmasının faydalı olacağı kanısında değiliz. Ancak Ziko’nun da acilen bu büyük hatalarından kurtulması, gerekirse 24 saat kendileriyle birlikte olarak futbolculara bir hava yakalatması, alınan bu yenilgileri camiaya unutturması gerekir. Aksi takdirde, Fenerbahçe çok kaygan bir camiadır. En ufak bir başarısızlık belirtisinde teknik heyetten başlamak üzere başkana kadar herkesin koltuğu sallanır.

Hiç yorum yok: