Pazartesi, Ekim 16, 2006

Kabul Edilemez


İki hafta önce Kadıköy’de alınan Bursaspor yenilgisinin ardından bugün Ankara’da bırakılan iki puan, ne yeni takımın uyum süreciyle, ne yeni hocanın takımları tanımamasıyla ne de başka bir durumla açıklanabilir. İlk yarıyı iki farklı önde kapatan bir büyük takımın ikinci yarıda rakibinden aynı sayıda gol yemesi ve deplasmanda çok önemli iki puan bırakması takımın ve yönetiminin sorumsuzluğundan başka bir şey değildir. Takımın bu şekilde kör topal artık başarılı olması bence mümkün değil, bu durumu değiştirmek için vakit kaybetmeden önemli kararlar alınması gerekir.
Milli maçlar nedeniyle lige verilen ara takımların eksiklerini tamamlama ve önlerindeki zorlu fikstürlere hazırlanma açısından çok iyi bir fırsattı. Ancak dünkü Galatasaray’dan sonra bugün de Fenerbahçe’nin bu süreyi hiç de iyi kullanamadığını gördük. İlk yarıda ardarda gelen gollerle bir anda rakibi hem skor hem de moral açısından geride bırakan Fenerbahçe, Aykut Kocaman’ın devre arasında yaptığı iki değişiklik karşısında tam anlamıyla aciz kaldı ve Jaba ve Mehmet’in golleri Newcaste maçı öncesi tüm camiaya soğuk bir duş yaşattı. Aslında Fenerbahçe’de tam anlamıyla bir teknik direktör dramı yaşanıyor. İnatçı Ziko, geçen hafta Ankaragücü’nü yenen yedeklere yine omuz silkerek, yine formaları, geldikleri günden itibaren kadronun adeta demirbaşı olan, formsuz yabancılara verdi. Artık herkesin ezberlediği on bir ve kurgu hem rakiplerin işini kolaylaştırıyor hem de takım içinde huzursuzluk yaratıyor. Bu oyuncularla kaybedilen puan kayıplarına kulak asmayan Ziko sadece kadro anlamında değil oyun kurgusunda da büyük beceriksizlik içinde. İlk yarısı iki farkli önde kapatılan maçın ikinci yarısına da aynı on birle çıkmak, rakip teknik direktörün yaptığı yerinde değişikliklere cevap verememek ve ancak durum 2-2 olduktan sonra adeta çırpınır gibi bir iki değişik yapmak Fenerbahçe teknik direktörüne yakışan hareketler değil.
Kadrosunun hala yeterli olduğunu düşündüğüm Fenerbahçe’de bugün itibariyle en büyük sorunun takımı maçlara hazırlayan, ona taktikler veren ve onu sahaya süren teknik direktörde olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Sezon ortasında yapılan teknik direktör değişikliklerinin takımlara fazla bir şey katmadığı aşikar ama bu maç bir kez daha gösterdi ki Ziko’nun bu yükün altından kalkması mümkün değildir. Henüz zor maç oynamamışken kaybedilen on puanın kalan haftalarda nasıl telefi edileceği, UEFA Kupası ve Türkiye Kupası maçları da hesaba katıldığında takımın bu virajlardan nasıl alnının akıyla döneceği tüm Fenerbahçeliler’i kara kara düşündürüyor. Yüzüncü yıl yönetimi eğer bu yılı kutlamalar yerine hüsranla geçirmek istemiyorsa bu duruma acil bir önlem alıp takımın düzlüğe çıkmasını sağlayacak kararlar almalıdır.

Hiç yorum yok: